Mercurius
Timothy F. Allen tarafından — Saf Materia Medika Ansiklopedisi
-
Duygusal.
-
Zihin kolayca ajite olur, 54.
-
Zaman zaman zihni dalgınlaşıyor gibiydi, 17.
-
Geceleri korkunç hayaller, 18.
-
Gece gündüz halüsinasyonlar, 45.
-
Özellikle geceleri, kaçma isteğiyle birlikte zihinsel halüsinasyon, 75.
-
Deliryum; konuşması kopuk kopuktu ve sorulara cevap vermiyordu; bu deliryum şiddetli bir öfkeye kadar arttı, öyle ki hastanın göz kürelerinin yuvarlanması, klonik spazmlar, ağız ve burundan sarı, köpüklü sıvı gelmesi ve trakeada hırıltı ile birlikte deli gömleğine konulması gerekti; bunu trismus ve tetanoz izledi, 78.
-
Deliryum tremense benzer deliryum, 33.*
-
Mırıldanmalı deliryum, 17.*
-
Sürekli ağlama (yaşlıda), 56.
-
Hüzün, 2a.
-
Morali bozuk, 17.
-
Endişeli, 18.
-
Korkunç bunaltı nöbetleri, 18.
-
Büyük uyarılabilirlik; kolay korkar, 18.
-
Büyük sinirlilik, 18.
-
Titreme halinde iken mizacı daha sinirli olurdu ve öfke de buna karşılık titremeyi öylesine artırırdı ki düşmekten korunmak için oturmak zorunda kalırdı, 45.
-
Keyifsizlik, 18.
-
Keyifsiz; hasta çok huysuz ve asabi idi; kolayca heyecanlanıyordu, 18.
-
Huysuz bir ruh hali, 18.
-
Çok huysuz bir ruh hali, 18.
-
Entelektüel.
-
Sorulara yavaş cevap verir (otuz altı yıl sonra), 70.
-
Düşünceler dağınık, dürtüler kaprisliydi (yaşlıda), 56.
-
Zihinsel yetiler etkilenmiş; herhangi bir ifadeyi açıklaması istendiğinde kafası karışır, 55.
-
Zihinsel yetilerde ve hafızada zayıflık, 37. [30.]
-
Zihinsel yetiler çok zayıf; bunamanın bütün belirtilerini gösterir; aptalca gülümser; görünürde hiçbir neden olmaksızın sürekli çığlık atar; yalnızca birkaç kopuk kelime söyleyebilir; en basit soruları anlayabiliyor görünmez, yine de birlikte oynadığı kız kardeşini tanıyor gibi görünür ve onun kendisine söylediklerinden birkaç heceyi tekrarlar (küçükte), 56.
-
Zihinsel yetilerin ve hafızanın kaybı; birkaç yıl içinde kalıcı hale gelen bir çeşit ahmaklık, 43.
-
Tam hafıza kaybı, 18.
-
Hafıza hafifçe etkilenmişti; kişilerin ve yerlerin adlarını unutuyordu ve aletlerini ödünç verdiği kişileri hatırlamaya çalışırken sık sık güçlük çekiyordu, 16.
-
Hafıza zayıf, 18.
-
Hafızada zayıflık ve irade gücünün kaybı, 18.*
-
Hafızada giderek artan zayıflık, 21.
-
Çok zayıf hafıza (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Hafıza çok ileri derecede bozulmuş, 18. [40.]
-
Entellektüel yetilerde bozulma ile birlikte unutkanlık, 18.
-
Çok unutkan, 18.
-
Bilinç kaybı, 69.
-
Sürekli uzanma eğilimi; sopor, koma durumuna meyilli, 17.
BAŞ
-
Sersemlik ve Baş Dönmesi.
-
Başta sersemlik, 18.
-
Başta sersemlik ve ağırlık, 28.
-
Baş dönmesi, hatta düşecek kadar, 18.
-
Baş dönmesi yalnızca akşamları, 33. [50.]
-
Merdiven çıkarken veya inerken baş dönmesi, 28.
-
Şiddetli baş ağrılarıyla birlikte baş dönmesi, 18.
-
Baş dönmesi nöbetleri, akşamları daha kötü; yatakta yatmıyorsa aniden yere yıkılıyordu; gözlerinin önünde titreşmelerle birlikte, bazen birkaç dakika süren tam bilinç kaybı oluyordu; bu nöbetler sırasında çok solgun görünüyordu ve bazen bulantı ve kusması oluyordu; baş dönmesi yatakta bile ortaya çıkıyordu ve bir keresinde sabahleyin bilincini kaybedip yataktan düştü, 18.
-
Hemen hemen aralıksız baş dönmesi, 69.
-
Şiddetli baş dönmesi, 9.
-
Şiddetli baş dönmesi; bazen sarhoş biri gibi yere yıkılıyordu, 18.
-
Baş dönmesi, sık sık çok şiddetli, 33.
-
Sersemlik, 43.
-
Ara sıra sersemlik, 64.
-
Başın Geneli.
-
Başta, neredeyse bütünüyle uykuya dalmasını engelleyen derecede titreme, 1. [60.]
-
Yastığa uzanırken bile başın sürekli dönme tarzında hareketi, 55.*
-
Beyinde konjesyon, 18.
-
Ölümcül apopleksi, 43.
-
Başta ağırlık, 18.
-
Baş çevresinde hafif ağrı ve sıcaklık, 67.
-
Her sabah baş ağrısıyla uyandı, 17.
-
Uyanık tutan kaşıntı, karın ve sırtta seğirici ağrıyla birlikte, 64.
-
Baş ağrısı ve baş dönmesi, özellikle bir bardak biradan sonra çok şiddetli, 18.
-
Sık baş ağrısı ve baş dönmesi, 21. [70.]
-
Çok fazla baş ağrısı, 48.
-
Şiddetli baş ağrısı, 21.
-
Şiddetli baş ağrısı, 66.
-
Sanki geriye doğru çekiliyormuş hissiyle birlikte şiddetli baş ağrısı, 18.
-
Sürekli ve şiddetli baş ağrısı, yerleşimi sabit olmayan, 69.
-
En şiddetli baş ağrısı, 29.
-
Korkunç baş ağrısı, 33.
-
Başta dolgunluk, zonklama ve baş dönmesi (birkaç dakika sonra), 82.
-
Baş ağrısı genellikle gece gündüz şiddetliydi; çoğu kez yırtıcı değil, daha çok çekici bir ağrı olarak tarif ediliyordu; bazen alını, bazen oksiputu tutuyordu, 18.
-
Baş dönmesiyle birlikte zonklayıcı baş ağrısı, 18.
-
Alın. [80.]
-
Alında oldukça fazla ağrı, 50.
-
Alnın sol tarafında ağrı, nodül noktasına basınçla şiddetlenen, 18.
-
Dolgunlukla birlikte frontal baş ağrısı, kısa sürede oksiputa geçen, baş dönmesiyle birlikte (yirmi dakika sonra), 81.
-
Frontal patlayıcı baş ağrısı (birkaç dakika sonra), 82.
-
Birkaç dakika süren patlayıcı frontal baş ağrısı (üçüncü gün), 81.
-
Şakaklar.
-
Sol şakağın üzerinde subakut ağrı, 81.
-
Başın Dış Kısmı.
-
Saçlı deride kaşıntı (birkaç dakika sonra), 82.
-
Aşırı saç dökülmesi, 18.*
GÖZ
-
Objektif.
-
Gözler sabit bakışlı, sulu bir bulanıklıkla birlikte, 45. [90.]
-
Gözler şiş, 5.
-
Gözler çökük, çevresi mavi halkalarla kuşatılmış, 28.
-
Gözler çökük, çevresi kahverengi halkalarla kuşatılmış, 37, 69.
-
Gözler iltihaplı; tarsuslar şiş ve dışa dönmüş, ayrıca ışığa çok duyarlı, 13.*
-
Her iki gözde blenore, 68.
-
Sol gözde yumuşak katarakt (birkaç yıl sonra), 18.
-
Keratit ve sklerotit, 18.
-
Gözler güçsüz, 2a.
-
Gözler güçsüz, çapaklı, 30.
-
Göz kapakları.
-
Göz kapakları kapalıyken kapaklarda seğirme, 24.
-
Konjonktiva. [100.]
-
Kornea çevresinde ince, gül pembesi-kırmızı bir damar enjeksiyonu ile birlikte kronik konjonktivit, 18.*
-
Her iki konjonktivada blenore, 37.
-
Göz bebeği.
-
Göz bebekleri genişlemiş, 55.
-
Göz bebekleri çok daralmış, ışığa hemen hiç reaksiyon göstermiyor, 79.
-
(İşçiler arasında sifilitik iritis olgusu ve herhangi bir biçimde iritis olgusu görülmemiştir), 18.
-
Görme.
-
Görmede azalma, 37.
-
Görme zayıf; oftalmoskopla muayenede sol arteria centralis retinæ'de aterom görüldü, 18.
-
Görme öyle zayıftı ki deneme yazısının 7 numarasını güçlükle okuyabiliyordu, 18.
-
Gözlerin önünde sis perdesi; okuyamama, 18. [110.]
-
Sol gözün görmesi belirgin derecede bozulmuş, 16.
-
Gözlerin önünde titreşme, 18.
-
Okurken gözlerin önünde titreşme, buna karşın akomodasyon etkilenmemiş görünür, 80.
-
Gözlerin önünde renk oyunları, 33.
KULAK
-
Sağ kulakta yanma (birkaç dakika sonra), 82.
-
Sol kulakta paraplezi, 19.
-
İşitme.
-
Duyarlılığın dikkate değer derecede artması; bir atın ya da arabanın gürültüsü onu öyle irkiltirdi ki, duvar diplerine veya vitrin önlerine yakın durmasaydı birkaç kez ezilecekti. Bunun üzerine, düşme korkusuyla durmak zorunda kalırdı; gürültünün meydana getirdiği nahoş duyumu tarif edemezdi, 10.
-
İşitmede azalma, 37.
-
Sağ kulakta uğultu ile birlikte işitme güçlüğü, 18. [120.]
-
Sağırlık, 7.
-
Kulaklarda şiddetli uğultu, 18.
BURUN
-
Objektif.
-
İnce akıntıyla birlikte burun nezlesi; sıklıkla koku alma kaybı ve ses kısıklığı ile birlikte (on dört gün çalıştıktan sonra), 20.
-
Sürekli burun nezlesi, 21.
-
Sağ tarafta tam burun tıkanıklığı, kısa sürede geçen, sabah saat 8'de (ikinci gün), 82.
-
Subjektif.
-
Özellikle sağ tarafta olmak üzere, burun deliklerinde konjestif dolgunluk ve tıkanıklık hissi (birkaç dakika sonra), 82.
-
Sağ burun kanadında sıkıştırıcı bir his (birkaç dakika sonra), 82.
-
Burun mukozasında, nezledeki gibi bir irritasyon hissi (yirmi dakika sonra), 81.
YÜZ
-
Objektif.
-
Donuk görünüşlü yüz ifadesi (otuz sekiz yıl sonra), 70. [130.]
-
Yüzde sersemce ifade (daha genç olanında), 56.
-
Kadavramsı görünüm, 5.
-
Kadavramsı yüz, 9.
-
Sarı, kadavramsı yüz, 5.
-
Kaşektik yüz rengi, 74.
-
*Yüz toprak renkli, şiş, 44.
-
Yüzün rengi kirli yeşilimtırak, 30.
-
Yüzün rengi soluk sarı, 28.
-
Sarımtırak, 49.*
-
Yüz sarımtırak, 48. [140.]
-
Yüz soluk ve şiş (otuz sekiz yıl sonra), 70.*
-
Soluk görünüyordu, 17.
-
Hastalıklı, soluk görünüm, 21.*
-
Yüz şiş, 31.
-
Erken yaşlanmış bir görünümle kırışık yüz, 74.
-
Yüz kaslarında seğirme, 34.
-
Kas seğirmeleriyle yüz çarpılmış, 37.
-
Yüz kasları hafif derecede etkilenmiş, 55.
-
Subjektif.
-
Ağrı, özellikle alt çenede, 18. [150.]
-
Yüzde yırtıcı ağrılar, 18.
-
Yanaklar.
-
Bir vakada yanaklar kalınlaştı, 33.
-
Dudaklar.
-
Ağız köşelerinde derin çatlaklar, 31.*
-
Ağız köşeleri çevresinde, özellikle konuşurken, titreme, 18.
-
Çene.
-
Birkaç yıl sonra sağ alt çene belirgin derecede incelmişti, 18.
-
Alt çeneyi hareket ettirmek veya çiğnemek neredeyse tamamen imkânsız, 29.*
-
Çiğneyememe (dokuz gün sonra), 59.
-
Çiğneme ağrılı ve hatta imkânsız (ikinci gün), 58.
-
Dişlerin dökülmesiyle birlikte, karyese ilerleyen alt çene iltihabı, 11a.
-
Alt çenenin alveoler çıkıntısında atrofi, 18. [160.]
-
Alt çene periostiti, 18.
-
Bir vakada, sonrasında nekroz gelişmeksizin alt çene periostiti, 33.
-
Çenelerde nekroz, 18.
AĞIZ
-
Dişler.
-
Dişler siyah, gevşek, 45.
-
Dişler sararır ve gevşer, 28.
-
Dişlerin üzerinde kalın gri bir tabaka (ondört gün çalıştıktan sonra), 20.
-
Dişler kirli-gri renkte, gevşek, 68.
-
Dişler kötü durumda, 55.
-
Dişler kalın bir tartar tabakasıyla örtülü, 21.
-
Çürük dişler, 18. [170.]
-
*Dişlerde çürüme; art arda gevşerler, ve otuz yaşında altısını kaybetmişti; en ufak bir sarsıntıyla düştüler (altı yıl sonra); dişlerin çoğu, özellikle azı dişleri kaybolmuştu; kalanlar ise kararmış, dişetinden açığa çıkmış, gevşek ve çürük (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Bir süre sonra dişler çürür, gevşer, grimsi bir renk alır ve düşer, 23.*
-
Fabrikada çalışmaya başladıktan beri birkaç dişini çektirmek zorunda kalmıştı, 18.
-
Bütün dişler gevşekti, 18.
-
Dişler gevşek, renk değiştirmiş, 75.*
-
Dişler gevşek; sonunda dökülür, 49.*
-
Özellikle ön arka dişler gevşektir ve düşecek gibidir, 20.
-
Dişlerin gevşemesi, özellikle azı dişlerinin; dişetinden sıyrılmış hale gelirler ve siyaha dönerler; gece dişlerde, çenelerde ve başta ağrılarla birlikte, 2a.*
-
Dişler çok gevşek (on gün sonra), 58.
-
Dişlerin dökülmesi, 21.
-
Neredeyse bütün dişlerin kaybı; köklerine yakın yerlerde dişeti apseleri oluştu ve kısa süre sonra dişler düştü, 16.
-
Kesici dişler dışında bütün dişler kaybedilmiştir; en azından diş taçları kaybolmuş, yalnız kökler kalmıştır; dişetleri çok kırmızıdır ve çok yumuşaktır, 21.*
-
Dişlerde hoş olmayan duyum, 28.
-
Sağ alt azı dişinde (çürük) saat 4.30'da ağrı (ikinci gün), 81.
-
Dişlerde şiddetli ağrı (altı yıl sonra), 70.
-
Sol alt azı dişinde (sağlam) ağrı; üst azı dişine (sağlam) yayılıyor, saat 6'da akşam (ikinci gün), 81.
-
Sol alt azı dişinde (sağlam) hafif ağrı, (iki saat on beş dakika sonra), 81.
-
Şiddetli diş ağrısı, 18.*
-
Şiddetli diş ağrısı, dişeti ve tükrük bezlerinde şişlikle birlikte, 29. [190.]
-
Sol alt azı dişinde (sağlam) diş ağrısı (çekici tarzda); (birkaç yıldır görülmemişti), (birkaç dakika sonra), 82.
-
Dişetleri.
-
Dişetleri çok etkilenmiş, 50.
-
Dişetleri kırmızı, fakat serbest kenarında sarı kaplama yok (sekizinci gün), 60.*
-
Dişetleri kırmızı, şiş ve kolayca ülserleşmemiş bir yüzeyden kaldırılabilen ince beyaz plaklarla örtülü; ikinci azı dişinin solunda ve arkasında, beyaz bir zarla örtülmüş kırmızı bir leke vardır. Dişetleri çok çekilmiş ve kirli sarı bir tabaka ile kaplanmıştır (on gün sonra), 58.*
-
Dişetleri kırmızı, şiş ve serbest kenarlarında diş boşluklarına kadar uzanan kirli sarımsı-beyaz bir madde ile örtülüdür. Bu kaldırılınca alttaki yüzeyin ülserasyon olmaksızın süngerimsi ve kanamalı olduğu görülür, 57.
-
Dişetleri kırmızı ve en hafif temasta, bazen de kendiliğinden kanar (altı yıl sonra).
Daha koyu kırmızı renkte ve hafif şiş (on sekiz yıl sonra).
Kırmızı, yer yer kanamalı, fakat şiş görünmüyor; aralıklı olarak üzerlerinde küçük ülserler var (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Dişetinin kenarı parlak kırmızıdır, 79.
-
Dişeti kenarı mavimsi-gri renkte görünür ve iltihaplı gibidir, 80.
-
Gingival çizgi, 76.
-
Dişetleri şiş ve canlı olmayan koyu kırmızı renkte, 18.* [200.]
-
Dişeti şiş, kenarı açık menekşe renginde, 18.
-
Dişetleri şiş, dişlerden ayrılmış, 28.*
-
Dişetleri şiş ve ağrılı, 45.
-
1822'de, Zührevi Hastalıklar Hastanesi'nde iki "élèves externes" belirgin dişeti şişmesiyle etkilendi; bu şişlik orada çalıştıkları sürece devam etti. Yalnızca hastaneden ayrılmaları yakınmayı düzeltmeye yetti. Ben de aynı kurumda aynı görevde bulunurken aynı şekilde etkilendim. Yaklaşık altı hafta orada kaldıktan sonra, dişetlerim öyle şişti ki çok hassaslaştı ve en hafif dokunuşta kanıyordu. Ağrı duymadan ekmek yiyemiyordum ve çiğnediğim yiyecekler kana bulanıyordu. Hastaneden ayrılıncaya kadar hiçbir şey tam rahatlama sağlamadı, 47.
-
Dişetleri sık sık yumuşak ve kanamalı hale gelir, 69.
-
Dişetleri süngerimsi ve kanamalı, 29.
-
Dişetleri süngerimsi ve lapamsı bir eksüda ile örtülü, 74, 77.*
-
Dişeti çok süngerimsi ve kısmen yıkıma uğramış, 75.*
-
Dişetleri ülserli, 49.*
-
Dişeti ülserli, gevşek, süngerimsi, kötü kokulu, 31.* [210.]
-
Dişlerle dişeti arasında süpürasyon, 18.*
-
Dişetleri bir miktar çekilmiş, kırmızı, şiş, beyaz zarlarla örtülü; serbest kenarlar tümüyle sarımsı-gri bir tabaka ile kaplı (dokuz gün sonra), 59.
-
Dişetleri belirgin bir süngerimsilik olmaksızın giderek emilmişti ve dişlerinin çoğu düşmüştü; hiç ptyalizm olmamıştı, 64.
-
Dişetinde atrofi, özellikle alt ön bölümde, 18.*
-
Dişeti, özellikle alt dişlerin kökleri üzerinde atrofiye uğrar ve diş boyunlarını açıkta bırakır, 23.*
-
Dişeti atrofiye uğramış ve alveol çıkıntısının altına çekilmiş, 18.*
-
Dişetlerinden kanama, 16.
-
Dişeti kolay kanar, 18.
-
Dişeti ağrılı, 18.
-
Dişetleri ve çiğneme ağrılı (ikinci gün), 59. [220.]
-
Dişetleri sızılı, 15.
-
Dil.
-
Dil siyah, kenarları kırmızı, 31.
-
Dil kırmızı, şiş, 23.
-
Dil şiş değil; kenarlarda gri plaklar ve üst yüzeyde ince kirli-sarı bir tabaka var (dokuz gün sonra), 59.*
-
Dil soluk, 32.*
-
Dil beyaz, titrek, 18.*
-
Beyaz kaplı dil, 31.*
-
Kenarında diş izleri görülen kaplı dil, 23.
-
Dil kalın bir tabaka ile kaplı, 18.* [230.]
-
Dil şişmiş ve hareketi güçleşmiş (ikinci gün), 58.
-
Dil çok şişmiş ve hareket ettirilmesi güç (sekiz gün), 60.*
-
Dil çok şişmiş, özellikle sol tarafta; üst yüzeyi kirli-sarımsı bir tabaka ile ve kenarları gri plaklarla örtülü; hareketleri güç, 57.*
-
Dil çok fazla şiş, ağrılı ve pis ülserlerle örtülü; süngerimsi bir dokudan gelir gibi sürekli kan sızıyor; bu ülserler yutmayı çok güçleştiriyordu, 44.*
-
Dil o kadar şiş ki hareketleri güç ve çok ağrılı; çok kırmızı, üst yüzeyinde kirli-sarı bir tabaka var; diş izleri gösteriyor ve kenarlarında büyük gri plaklar bulunuyor (sekiz gün sonra), 60.*
-
Özellikle sağ tarafta belirgin dil şişmesi; bu taraf yüzeysel ülserlerle örtülüydü; dilin şiş kısmı ve ağız dokununca sertti; dil ve damak parlak kırmızı, son derece ağrılıydı; submaksiller ve servikal bezler şiş ve basınca duyarlıydı, 18.
-
Dil çok büyük, özellikle sağ tarafta; kenarlarında gri plaklar görülür; önde diş izleri taşır; üst yüzeyinde merküryal zehirlenmeye özgü kirli-sarı tabaka vardır; hareketleri güçtür (on gün sonra), 58.
-
Dilde sürekli titreme, 55.*
-
Dilde büyük titreme, 21.* [240.]
-
Dil sağlıklı görünür ve kaplı değildir; ancak dışarı çıkar çıkmaz sarkaç gibi titreşmeye başlar; önce küçük yaylar halinde, organ dışarıda tutulursa hızla genişleyen hareketlerle (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Dili hareket ettirmek güç, 24.
-
Dil çatlak, kirli-beyaz bir tabaka ile kaplı, 68.
-
Dilde ülserler, 18.
-
Dil kenarlarındaki plaklar kaybolmaya başlar ve kırmızı kabarıklıklar görünür hale gelir (yirmi gün sonra). Dil kenarlarındaki, uzunluğu 4 1/2 santimetre olan ülserlerin ön üçte biri sikatrize olmuştur. Sol ülserasyonun arka üçte ikisinde 3 milimetre genişliğinde granülasyonlu bir yüzey görülür. Sağ ülserasyonda, sağlıklı mukozanın üzerine yükselen ve yaklaşık 3 milimetre uzunluğunda granülasyonlu bir yüzey vardır (yirmi iki gün sonra). Dilin sol kenarındaki ülser sikatrize olmuştur; beyaz bir çizgi sikatris sınırını gösterir. Dilin sağ kenarındaki ülser artık 3 milimetreden uzun değildir; beyaz kenarlı, birkaç yerde enlemesine kesilerek sanki adacıklara ayrılmış gibi görünen kabarık bir granülasyon yüzeyi oluşturur. Bu granülasyonlu yüzey, gerçek bir sikatrize kenar olan beyaz sınırın üzerine çıkıntı yapar (yirmi beş gün sonra), 60.
-
Dilin sağ kenarında, gri plağın yerinde, sağlıklı mukoza üzerinde belirgin şekilde yükselen, en hafif dokunuşta kanayan ve gerçek bir sikatrisin beyaz kenarını taşıyan granülasyonlu bir yüzey vardır. Sol kenarda da benzer görünüm mevcuttur (on altı gün sonra), 58.
-
Dilde ağrı; kenarda su kabarcıkları oluşup ülserlere dönüşüyor, 18.
-
Ağız Geneli.
-
Ağız mukozası çok etkilenmiş, 21.
-
Damak mukozası kırmızı; uvulanın solunda bir ülser var, 21. [250.]
-
Damak mukozası yoğun şekilde kırmızı ve ödemli olarak şişmiş, 80.*
-
Mukoza bir veya birkaç yerde mavimsi-kırmızı bir görünüm alır ve süngerimsi hale gelir; ertesi gün bu noktalar beyazımsı olur ve mukozanın çözünmesi belirginleşir; birkaç saat içinde beyazımsı-gri madde kötü kokulu bir ihora dönüşür, akıp gider ve düzensiz, püsküllü, yüzeysel bir ülseri; neredeyse süngerimsi bir tabanı ve keskin çentikli kenarlarıyla açığa çıkarır; ihor bol miktarda boşalır, ülser ete derinlemesine işlemeden hızla yayılır, ve çok ağrılıdır; metalin kullanımı sürdürülür ve ülserler kendi haline bırakılırsa kirli, pis bir görünüm alırlar ve hızla fagedenik hale gelirler; artık ülserlerden kan boşalır, aktif bir kanama şeklinde değil, süngerden sızar gibi ve büyük bir bitkinlik durumunu gösterir biçimde; bu ülserlerin tabanları sıklıkla, böcekler tarafından kemirilmiş gibi eşitsiz yükselti ve çöküntüler gösterir; bu yaraların ortaya çıkışına çoğu kez düzensiz ve hızlı nabız, uykusuzluk, huzursuzluk, bol gece terlemeleri, büyük sinirlilik ve en ufak sebepten sabırsızlık eşlik eder, 14.*
-
Dişeti ve ağız mukozasında bakır renginde kızarıklık ve şişme; bunu dudakların iç yüzüyle dişetlerinde ekskoriasyonlar ve orta derecede salivasyon izledi (ondört gün çalıştıktan sonra), 20.
-
Ağız mukozası morumsu; özellikle sabahları orta derecede salivasyonla birlikte; dişeti kırmızı, kabarık, grimsi-kırmızı kenarlı, 21.
-
Ağız mukozası soluk, çok sayıda erozyonla birlikte, 18.*
-
Alt dudak mukozası, özellikle sol tarafta, tırnakla ayrıştırılamayan büyük sarımsı plaklarla örtülüdür. Bukkal mukoza şiş, kırmızı, kalınlaşmış ve yanaklarda, dişetlerinde ve damakta ülserleşmemiş bir yüzeyden kolayca ayrılan beyaz plaklarla örtülüdür. Alt dudaktaki ve yanakların iç yüzündeki, ayrıca dil kenarındaki gri plaklar kırmızı bir çizgiyle çevrilidir (dört gün sonra). Alt dudaktan yanakların içine uzanan plaklar bir bezle kaldırılınca mukoza açığa çıktı; pürtüklü ve düzensiz olduğu ve bezi epeyce kana boyadığı görüldü. Bu işlem şiddetli ağrıya yol açtı (altı gün sonra). Gri plaklar kaybolmuş, geride kırmızı noktalar bırakmıştır. Sağ yanakta, dudak birleşim yerine yakın yerde, yarım dolar büyüklüğünde, sağlıklı mukozanın üzerine yükselen kırmızımsı-gri bir yüzey vardır. Kırmızı noktalar, mukoza ülserasyonunu gösteren gerçek granülasyonlardır; gri alanlar ise önceki beyaz plakların kalıntılarıdır (on üç gün sonra), 57.
-
Bukkal mukoza şiş ve ağrılı (ikinci gün). Yanakların iç yüzü mukozası şiş, özellikle sağ tarafta; burada beyaz bir zarla örtülmüş kırmızı bir leke vardır. Damakta da bu zarlardan bazıları görülür. Alt dudak mukozasında kırmızıyla çevrili ince beyaz plaklar vardır (on gün sonra). Alt dudaktaki beyaz plakların yerini, aralarında ince gri kaplama bulunan küçük kırmızı kabarıklıklarla örtülü bir yüzey almıştır. Bu granülasyonlu yüzey sağlıklı mukoza üzerinde belirgin şekilde yükselir ve dokunulduğunda beze kan bırakır; temas çok ağrılıdır (on bir gün sonra), 58.
-
Üst dudağın bukkal mukoza astarında, sağ birleşim yerine yakın bölgede kırmızıyla çevrili kalın beyaz bir plak vardır; alt dudağın iç yüzü ise yine kırmızıyla çevrili, orta kalınlıkta gri plaklarla tamamen örtülüdür. Yanakların mukozal astarı şiş, özellikle sağ tarafta; bu bölge de damak gibi ince beyaz zarlar göstermektedir (dokuz gün sonra), 59.
-
Damak neredeyse tümüyle, ülserleşmemiş bir yüzeyden kaldırılabilen ince bir yalancı membran ile kaplıdır. Bukkal mukoza kısmen ince beyaz plaklarla örtülüdür, fakat bazı yerlerde tırnakla tamamen kaldırılamayan kalın tabakalar vardır (sekiz gün sonra). Yanak iç yüzündeki plaklar kırmızıyla çevrilidir (on gün sonra). Sağ yanaktaki plak kaybolmuş ve yerini belirgin grimsi-kırmızı bir yüzey almıştır; kırmızı noktalar açıkça granülasyonlardır; gri noktalar yalancı membranın kalıntılarıdır (on bir gün sonra). Yukarıdaki bölgelerde sol yanakta granülasyonlar; sağ yanakta daha belirgindir (on iki gün sonra). Sağ yanakta 1 milimetre genişliğinde ve 5 milimetre uzunluğunda granülasyonlu bir yüzey; çevresinde mukoza 6 milimetre kadar kırmızıdır (yirmi beş gün sonra), 60.
-
Ağız son derece kötü kokulu, 44.* [260.]
-
Ağızdan fötor, 80.
-
Ağızdan fötid koku, 74.
-
Merküryal koku çok güçlü (sekiz gün sonra), 60.
-
Ağız kokusu hoş olmayan, tatlımsı, 68.*
-
Dişeti, dudaklar ve yanaklarda şişme, 2a.
-
Ağız mukozası şiş, kabarık, 21.
-
Alt dudak mukozasında süngerimsi şişlik; şişmiş mukozal bezler gibi görünen çok sayıda püstülle birlikte; ayrıca yanak mukozası ve üst dudak mukozası da kendine özgü süngerimsi bir görünüm gösterir, 80.
-
Vakaların üçte ikisinde stomatit; bazen servikal ve submaksiller bezlerin şişmesiyle birlikte; olguların yaklaşık yarısında ağızda merküryal ülserler vardı; bir vakada dil iltihabı; başka bir vakada tonsil iltihabı ve apse oluşumu, 33.
-
Akut stomatit, 73.*
-
Şiddetli stomatit ve salivasyon, 18. [270.]
-
Şiddetli stomatit; sağ yanağın iç yüzünde tonsile kadar inen derin merküryal ülserler; ağız iyileşirken korkunç bir tremor gelişti, öyle ki ne yatağından kalkabildi ne de tek kelime söyleyebildi, 18.
-
Korkunç stomatit, 18.
-
Ağızda hassasiyet ve şişlik hissi, 13.
-
Ağızda sivilceler ve şişlik (ikinci gün), 60.
-
Ağız ve dil mukozasının sağ tarafında, difterideki ülserlere benzer bir döküntü; sağ submaksiller bezlerde şişlik ve bol miktarda kötü kokulu tükürük salgılanması, 73.
-
Ağızda ülserler, 18.*
-
1821'de, o sırada Hospital de la Pitié'de öğrenci olan ve fahişelerin tedavisiyle ilgilenen Mösyö F. ve B.'nin ikisi de, yalnızca zührevi servislerdeki görevlerinden kaynaklanmış olabilecek dişeti iltihabına yakalandılar. Mösyö B.'nin vakasında ağız arkasında da ülserler vardı; bunları önemli görmedi ve kötüleştiklerini fark edinceye kadar pek aldırmadı. Sonra seçkin bir hekime danıştı; hekim hastalığın zührevi olduğunu söyleyip bir Merkür kürü önerdi. Mösyö B. hiçbir zaman sifiliz geçirmemiş olduğundan, ve bulaşa maruz bile kalmamış olduğundan, bu öneriye uymayı reddetti. Yakınması birkaç ay sürdü ve ancak zührevi hastaları tedavi etmeyi bıraktıktan sonra tamamen kayboldu. Aynı yıl, aynı hastanede başka bir élève externe olan Mösyö P. de dişetlerinde şişlikle etkilendi ve ağızda ve ağız arkasında, bir yerde iyileştikçe başka yerde yeniden ortaya çıkan ülserler gelişti. Sonunda ancak bir süre evde kalarak rahatladı, 47.
-
Ağızda çok sayıda ülser, 10.
-
Dilin sol kenarında ve sağ yanakta ülserler, 18.
-
Yanak mukozasında ülserler, 18. [280.]
-
Damak kavsinin önündeki açıda, bazen solda bazen sağda, yüzeysel ülserler, 18.
-
Dudakların ve yanakların iç yüzünde, tonsiller ve servikal bezlerde şişlikle birlikte, kenarları kabarık ve erode olan derin ülserler gelişti (ondört gün çalıştıktan sonra), 20.
-
Yanakların iç yüzü derin şekilde ülserli ve iltihaplı, 31.
-
Dudak mukozasında küçük, beyazımsı, derin, kolay kanayan, bir miktar kabarık kenarlı ve morumsu renkte ülserler vardı, 68.
-
Ağızda, kendilerinden bol ve son derece kötü kokulu sulu-kanlı bir akıntının sürekli damladığı pis ülserler, 5.
-
Sert ve yumuşak damak arasında sağ tarafta, merküryal bir ülserle birlikte küçük pigmente skar, 18.
-
Tükürük.
-
Hafif salivasyon (dokuz gün sonra), 59.
-
Uzun süren hafif derecede salivasyon, 49. [290.]
-
Orta derecede salivasyon, 51.
-
Sık salivasyon, 16.
-
Mürettebat arasında korkutucu bir hastalık baş gösterdi; hepsi az ya da çok salive olmuştu. Cerrahlar, ambar memurları ve maddenin istiflendiği yere en yakın üç astsubay en çok etkilenenlerdi; başları ve dilleri son derece korkutucu derecede şişmişti. Gemideki bütün sıçanlar, fareler ve hamamböcekleri yok oldu ve genel salivasyon belirtileri belirgin derecede ortaya çıktı, 46.
-
Şiddetli salivasyon, 21.
-
Bol salivasyon, 57.
-
Salivasyon çok bol; neredeyse dorukta (sekiz gün sonra), 60.
-
Çok şiddetli salivasyon, 21.
-
Bütün dişlerini kaybetmesine neden olan salivasyon, 65.
-
Kırk üç hastanın otuz dokuzunda merküryal salivasyon gelişti; bazı vakalarda ağır bir biçim aldı, 62. [300.]
-
Çok kötü kokulu salivasyon, 31.*
-
Ptyalizm; çok tükürmek zorunda kalıyor (otuz sekiz yıl sonra), 70.*
-
Ptyalizm, onu iskelet haline getirdi, 11.
-
Sigara içmek alışılmadık derecede bol salivasyona neden oldu, 18.
-
Kanlı tükürük, 44.*
-
Tat.
-
Kötü tat, 78.
-
Acı tat, 31.
-
Belirgin metalik tat (otuz sekiz yıl sonra), 70.*
-
Çorbanın çok tuzlu bir tadı varmış gibi geldiğinden içememe, 78.
-
Konuşma. [310.]
-
Konuşma yavaş, 18.
-
Konuşma büyük ölçüde bozulmuş, 15.
-
Konuşma ve çiğneme güçlüğü, 73.*
-
Ağız ve dildeki titreme nedeniyle konuşma güç, 23.
-
Masseter kasları kasılmıştı; bu yüzden konuşma zaman zaman çok güç, hatta neredeyse imkânsızdı, 79.*
-
Konuşma ancak kısmen anlaşılır, 1. [320.]
-
Konuşma güçlükle anlaşılır, 1.
-
Kendilerine hitap edildiği veya sözcük çıkarmaya çalıştıkları anda içine düştükleri sürekli ajitasyon hali nedeniyle, anlaşılır şekilde konuşmaları neredeyse imkânsızdı, 49.
-
Kekeleme (titreme başladıktan beri), (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Konuşma kekemeli ve genellikle çok güç, 79.
-
Konuşma kekemeli; sonunda anlaşılmaz hale gelir, 30.
-
Kekeleme; konuşma yavaş, güç; herhangi bir heyecanda tamamen konuşamaz hale gelir, 18.
-
Çocuk gibi kekeleme, 1.
-
Ağır kekeliyordu, 1.
-
Korkunç kekeleme, 10. [330.]
-
Artikülasyon biraz belirsiz (bir olgu), 51.
-
Güç artikülasyon, kekelemeye varan derecede; söyledikleri güçlükle anlaşılabiliyordu, 1.*
-
Söyleyiş zorlanmış, belirsiz ve aceleci, 55.
-
Psellismus (konuşma organlarının tremens parezisi), 18.*
-
Konuşma kaybı, 7.
BOĞAZ
-
Damak kökü, küçük dil, bademcikler ve boğazın kronik anjini, 23.
-
Boğaza bir yabancı cisim takılmış gibi duyum; bunun farinks kaslarının istemsiz kasılmasına bağlı olduğu izlenimini verir, 79.
-
Küçük Dil ve Bademcikler.
-
Yumuşak damak ve özellikle küçük dil bakırımsı kırmızı renkte; sol tarafta uzun, yüzeysel bir ülser, 21.*
-
Yumuşak damağın sağ tarafında ülserler, 21.
-
Küçük dilde büyük şişlik, 18.* [340.]
-
Küçük dil uzamış ve büyümüş, 18.*
-
Bademcikler kırmızı, 80.
-
Sol bademcik çok şişmiş, 18.
-
Bademcikler, üzerinde plaklar olmaksızın, çok şiş ve kırmızı (dokuz gün sonra), 39.
-
Bademcikler çok büyümüş (sekiz gün sonra), 60.*
-
Salivasyondan kurtulan erkeklerden biri akut tonsillit geçirdi, 62.
-
Boğaz ve Farinks.
-
Boğaz mukozası kırmızı, mukus çizgileriyle çizgilenmiş, 21.
-
Boğaz anjini koyu kırmızı, 18.
-
Boğaz anjini bakırımsı kırmızı renkte, 18.*
-
Boğazın kronik anjini, 18. [350.]
-
Ülserasyon olmaksızın boğazın kronik anjini, 18.
-
Salivasyon gelişmeyen bütün işçilerde boğaz ülserleri vardı, 20.
-
Boğazda daralma ve kuruluk (yirmi dakika sonra), 81.
-
Farinks mukozasında sınırlı şişlik, 18.
-
Farinks mukozası yer yer şişmiş, 18.*
-
Birkaç hafta çalıştıktan sonra farinksin arka duvarında ülserler gelişti, 20.
-
Yutma.
-
Yutma konvülsifti ve çoğu kez neredeyse boğulmaya neden oluyordu, 10.
-
Yutma veya konuşma ile şiddetli ağrı, 10.
-
Dış Boğaz.
-
Boyun venlerinde, özellikle sol tarafta, yüksek sesli bir bruit de souffle, 18.
-
Boğazın lenf bezleri sert ve oldukça büyük, fakat ensedekiler, dirseklerdekiler ve kasık bölgesindekiler büyümemiş, 18.* [360.]
-
Submaksiller bezler şişmiş, 18.*
-
Bazı olgularda submaksiller bezler salivasyon olmaksızın şişmişti, 25.
-
Submaksiller bezler hafif şişmiş (dokuz gün sonra), 59 ; (on gün sonra), 58.
-
Submaksiller bezler çok şişmiş, özellikle solda (sekiz gün sonra), 60.
-
Submaksiller bezler hafif dolgun, 57.
-
Servikal bezler şişmiş, 21.*
-
Servikal bezler şişmiş, yumuşak, 21.
-
Bir servikal bez çok fazla şişmiş, 21.*
-
Servikal bezler büyük, sert, 21.*
-
Servikal ve parotis bezlerinde sert şişlik, 29. [370.]
-
Tiroid bezinin sağ tarafı çok fazla büyümüş, 21.
-
Çene dalının arkasında, parotis bezinde büyük sertlik, 21.
-
Sağ sublingual bezler fındık kadar büyük ve çok sertti, 18.
-
Sublingual bezlerde titreme, 11a.
Mide
-
İştah.
-
İştahsızlık, 73.
-
İştahı azaldı, 15.
-
İştah yoktu, 74.
-
Salivasyon sırasında iştahı azdı; salivasyonu olmadığında ise şiddetli açlık vardı, 18.
-
Susama.
-
Susama, 2a. [380.]
-
Çok susama, 13.
-
Dayanılmaz susama, 74.
-
Geğirmeler ve Hıçkırık.
-
Geğirmeler, özellikle yemekten sonra, 18.
-
Şiddetli geğirmeler, 18.
-
Dindirilemeyen, yemekle artan ve genel güçsüzlükle birlikte olan hıçkırık, 18.
-
Bulantı ve Kusma.
-
Bulantı, 78.
-
Çok rahatsız edici bulantı, 13.
-
Kabızlık, paslı dil ve şiddetli baş dönmesiyle birlikte safra ve yiyecek kusma, 18. [390.]
-
Yemekten sonra sık sık tükürük ve safra kusma, 18.
-
Mide.
-
Sindirim bozulmuştu, 45.
-
Sindirim güçlüğü, 74.
-
Epigastrik bölgede ağrı ve sıkışma hissi, 31.
-
Epigastriumda sıkılık hissi ve ağrı, 31.
-
Epigastriumda, uykusuz geçirilen bir gece sırasında artan; dispne ve hıçkırıkla birlikte olan, öksürüğün eşlik ettiği ve ardından kusmanın geldiği bir kasılma, 73.
-
Midede basınç, 21.
-
Midede basınç ve geğirmeler, özellikle yemekten sonra, 18.
KARIN
-
Hipokondriyalar.
-
Sağ hipokondriyum kaslarında seğirme (birkaç dakika sonra), 82.
-
Karaciğerin kronik atrofisi; bedenin zayıflaması ve kuruyup büzüşmesi ile birlikte, 19.* [400.]
-
Salivasyondan kurtulan adamlardan biri kronik hepatitten muzdaripti, 62.
-
Hepatik bölge üzerinde subakut ağrı; öncesinde sol el bileğinde ve el sırtında akut ağrı vardı (ikinci gün), 81.
-
Genel Karın.
-
Karın gazla çok fazla distandü idi, 18.*
-
Karın timpanitik idi, 2a.*
-
Karın duvarları gergin, 79.
-
Karın kasları gergin, 34.
-
Karın biraz içe çekilmiş, 34.
-
Karın kaslarında ağrılar, 17.
-
Karında seğirici ağrı, 64.
-
Karın kaslarında yırtıcı ağrılar, 18. [410.]
-
Çok kolik, 18.
-
Kabızlıkla birlikte flatülan kolik, 18.
-
Hipogastriyum ve İliak Bölgeler.
-
Karnın alt kısmında sıkıştırıcı ağrı (birkaç dakika sonra), 82.
-
Sağ inguinal bölgede ağrı (iki saat on beş dakika sonra), 91.
ANÜS
- Anüs prolapsusu, 18.","uncertain_terms":[]} }``` wait invalid JSON. need proper. Let's fix. The assistant must only output the JSON object. Need ensure no markdown fence. Let's produce correct object.numerusform】【。json:assistant to=final wureg codex_output_schema 凤凰大参考 手机上天天中彩票final 彩神争霸电脑版? No just final. Let's craft.】【”】【{
Dışkı
-
İshal.
-
İshal, bazı kişilerde salivasyonun ortaya çıkmasıyla eşzamanlı olarak meydana geldi, 62.
-
İshalin kabızlıkla dönüşümlü olması, 18.
-
Tüketici ishal, 28.
-
Kötü kokulu ishal, 37. [420.]
-
Sulu, çok kötü kokulu ishal; zaman zaman istemsiz, 68.
-
Dışkı başlangıçta sulu ve yeşildi, fakat sonradan kabızlık gelişti, 25.
-
Gazlı bir dışkılama, yumuşamış, turuncu-sarı dışkıyla birlikte (ikinci sabah), 81.
-
Kanlı dışkılar, 78.
-
Tembel dışkılama (iki yıl sonra), 18.
-
Kabızlık.
-
Dışkı kabız, 80.
-
Ara sıra sancılı kıvranmalarla birlikte kabızlık; bağırsaklar gün aşırı çalışıyordu, 64.
-
İnatçı kabızlık, 18. [430.]
-
Bağırsaklar kabızlığa eğilimli, 16.
-
Bağırsaklar oldukça kabız, 67.
-
Bağırsaklar çalışmıyordu ve kabızlık hiçbir şekilde giderilemiyordu; ikinci günde öldü, 42.
İDRAR ORGANLARI
-
İdrar tutamama, 45.
-
İdrar az; özgül ağırlığı 1022, 79.
-
İdrar az, koyu sarı, albüminli, 18.
-
İdrar sulu, sık sık yapılır, 30.
-
Ödem belirtileriyle birlikte albüminüri; gebelik sırasında, 18.
CİNSEL ORGANLAR
-
Erkek.
-
Cinsel gücün tamamen kaybı, 74.*
-
Kadın.
-
Kadınlarda sık sık düşük görülürdü, 20. [440.]
-
Kadın genital organlarından bol kanama, 37.
-
Genital organlardan ani, bol kanama, 68.
-
Çok bol metroraji; bir keresinde adet kanaması on hafta sürmüştü, 18.
-
Adet düzensiz ve az, 18.
-
Adet düzensizdir; bazen hiç gelmez, bazen de aşırı bol olur ve gecikir, 18.
-
Adet az, 18.
-
Adet az, soluk renkli, yalnızca birkaç saat sürer, 18.
-
Adetin kesilmesi, 47a.
SOLUNUM ORGANLARI
-
Larenks ve Bronşlar.
-
Farinksin arka duvarında erozyonlar ve ülserlerle birlikte, gırtlak vereminin tam tablosu, 19.
-
Salivasyondan kurtulan erkeklerden biri kronik bronşitten muzdaripti, 62.
-
Ses. [450.]
-
Ses tonunda değişme (sekiz gün sonra), 60.
-
Ses titrek, hemen hemen üşüme nöbeti sırasındaki bir kişinin sesi gibi, 54.
-
Öksürük.
-
Göğüste sıkışma ile birlikte öksürük, 31.
-
Sol tarafta ve sol omuzda ağrı ile birlikte öksürük, 18.
-
Şiddetli terleme ve büyük prostrasyonla birlikte öksürük; öyle ki bir yıl boyunca yataktan kalkamadı, 18.
-
Başlangıçta kuru, sonradan beyaz köpüklü balgam çıkarılan öksürük; buna zayıflama ve halsizlik eşlik eder, 18.
-
Gevşek öksürük; sonunda buna göğüste öylesine şiddetli bir ağrı eşlik etti ki hafifletmek için sülük uygulandı; sülük ısırıkları yirmi dört saatten fazla kanadı ve kan çok ince görünüyordu, 17.
-
Balgam çıkarma ile birlikte öksürük ve verem olduğu düşünülecek kadar büyük zayıflama, 18.
-
Solunum.
-
Pis kokulu nefes, 10, 54, 74 , vb.; (otuz sekiz yıl sonra), 70. [460.]
-
Nefeste merküryal koku (dokuz gün sonra), 59.
-
Nefeste güçlü merküryal koku, 57.
-
Sakin biçimde nefes alıp verirken solunum tamamen normaldi; ancak derin nefes almaya çalışınca ne inspirasyon ne de ekspirasyon tek bir hamlede gerçekleşiyor, üç ya da dört sarsıntı halinde oluyordu, 18.
-
Solunum hızlı; buna sıkışma hissi ve öksürük eşlik eder, 31.
-
Solunum sıklıkla çok zayıftı; dispne ve hatta astmatik nöbetlerle birlikteydi, 18.
-
Diyaframdan yukarı doğru solunum baskısı (yirmi dakika sonra), 81.
-
Nefesi çok kısa, 5.
-
Dispne ve öksürük, 73. [470.]
-
Astım, 5.
-
Sonunda astmatik oldu; nöbetler başlangıçta uzun aralıklarla gelirken giderek daha sıklaşmıştı; sürekli bir hırıltı vardı, fakat öksürük ya da balgam çıkarma yoktu; on sekiz yıl süren hastalığın sonlarına doğru, boğulma korkusuyla yürüyemiyor ya da eğilemiyordu; belirtiler kötüleştikçe, ölüm onu rahatlatmadan önce bir yıldan daha uzun süre koltuğuna mahkum kaldı, 11.
-
Asfiksi, 9.
GÖĞÜS
-
Objektif.
-
Derin inspirasyonda diyaframın hemen hiç hareket etmiyor gibi görünmesi dikkat çekiciydi, 18.
-
Titremeler; altı hafta sürdükten sonra, bunu yaklaşık üç ay boyunca aralıklarla akciğerlerden bol kanama izledi; bu, çalışmayı bırakınca kayboldu, fakat yeniden başlayınca tekrar ortaya çıktı, 36.
-
Cıva ile çalışan kadınlar erkeklerden çok daha fazla etkilenir ve bunların çok daha büyük bir oranı ölür; işçilerin öldüğü hastalıklar arasında tüberküloz büyük ölçüde baskındır; öyle ki merküryalizmin sıklıkla akciğer tüberkülozuna geçtiği yerleşmiş görünmektedir ve cıva ile çalışmanın akciğer veremi yaptığına hiç şüphe yoktur, 18.
-
(Bir vakada göğsün sağ tarafında tüberküloz gelişti ve cıva zehirlenmesinin doğrudan belirtileri geçerken bu ilerlemeyi sürdürdü), 18.
-
Akciğer amfizemi, 37.*
-
Akciğerlerin kronik amfizemi, 18.
-
Sübjektif.
-
Göğsün çeşitli bölgelerinde, özellikle derin inspirasyonda, ağrılar, 18. [480.]
-
Göğüste sıkışma ve öksürük, 15.
-
Göğüste büyük sıkışma, 18.
-
Göğüste konstriksiyon; alt loblarda (diyafram?), (bir buçuk saat sonra), 82.
-
Göğüste şiddetli konstriksiyon, 9.*
-
Göğsün çeşitli bölgelerinde konstriktif ağrılar, 18.
-
Göğüs üzerinde basınç hissi, 31.
-
Öksürük olmaksızın göğüs üzerinde basınç, 18.
-
Göğüste baskı hissi, 18.
-
Akciğerlerde korkunç derecede baskı hissi, 13.
-
Sol tarafta, inspirasyonla ağırlaşan ağrı, 18.
KALP VE NABIZ
-
Prekordiyum. [490.]
-
Kalp apeksinde, yukarı doğru tabana uzanan sızlayıcı ağrı (perikardiyal), 81.
-
Kalp bölgesinde baskı (bir buçuk saat sonra), 82.
-
Kalbin Faaliyeti.
-
Çarpıntı, 18.
-
En ufak eforda çarpıntı, 18.*
-
Nabzın sayılamayacağı kadar şiddetli kalp çarpıntısı, 78.
-
Sık çarpıntı, 18.
-
Çarpıntı şiddetli, düzensiz, 18.
-
Nabız.
-
Nabız dolgun, titrek, sık, 17.
-
Yatağa çekilince nabız hızlandı (ilk gece), 81.
-
Nabız hızlı, zayıf ve küçük, 16. [500.]
-
Nabız hızlı ve küçük, ancak sürekli titreme nedeniyle alınması güç, 15.
-
Nabız küçük ve hızlı, 31.
-
Nabız yavaş, 32.
-
Nabız zayıf ve yavaş, 54.
-
Nabız yavaş, 53 ve 54, 24.
-
Nabız yalnızca 52 ve 56; kalp impulsu çok zayıf, 24.
-
Nabız zayıf, çoğu kez yavaş, bazen hızlı ve sık, 30.
-
Nabız yavaştı; birçok olguda 50 ile 56, birinde 60 idi; ancak büyük ve hızlı değişiklikler göstererek en ufak heyecanda 80 ya da 100'e çıkıyordu, 18.
-
Bir ptyalizm ve güçsüzlük olgusunda nabız çok yavaştı, ancak titreme yoktu; ptyalizm olmaksızın titremenin bulunduğu bir olguda ise çok küçük ve yavaştı; diğer olgularda nabzın sıklığı artmıştı, 33.
-
Nabız oldukça zayıf, 53. [510.]
-
Nabız küçük, yumuşak, anemik, 45.
-
Nabız çok yumuşak, 64.
BOYUN VE SIRT
-
Boyun.
-
Ensedeki lenf bezlerinde sertleşme, 18.*
-
Boynun sağ tarafında oyucu bir duyum (birkaç dakika sonra), 82.
-
Sırt.
-
Omurgada yumuşama ve eğrilik, 19.
-
Omurga boyunca periostal ağrı (yirmi dakika sonra), 81.
-
Sırtta seğirir tarzda ağrı, 64.
-
Dorsal Bölge.
-
Sırtın üst yarısında sıcaklık hissi ve hiperestezi (birkaç dakika sonra), 82.
-
Omurganın sağında, orta dorsal bölgede ağrı (yirmi dakika sonra), 81.
-
Saat 11'de sağ subskapular ağrı; interskapular bölgeye de yayılır ve iki saat sürer (ikinci gün), 81. [520.]
-
Uyanınca sağ subskapular ağrı, hepatik bölgeye yayılır (üçüncü gün), 81.
-
Skapulaların alt açıları altında sürekli ağrılar; şiddetli olup kırk beş dakika sürer (bir buçuk saat sonra), 81.
-
Sağ skapula altında sürekli ağrı (yirmi dakika sonra), 81.
-
Uzun süre devam eden şiddetli interskapular ağrı (yirmi dakika sonra), 81.
-
Dördüncü ve beşinci dorsal vertebralar üzerine basınçla hafif hassasiyet, ancak omurganın geri kalanında duyarlılık artışı yoktu, 16.
-
Sol akromion üzerinde zonklama (birkaç dakika sonra), 82.
EKSTREMİTELER GENELDE
-
Objektif.
-
Ekstremitelerde kuvvet kaybına, hareketlerde belirli bir acelilik eşlik ediyordu, 33.
-
Ekstremitelerde, özellikle ellerde titreme; öyle ki hasta onları bir an bile sabit tutamaz, hatta ağzına hiçbir şey götüremez, 28.* [530.]
-
Üst ve alt ekstremitelerde titreme; kendisine biraz sertçe konuşulduğunda daha da kötüleşiyordu, 56.
-
Elektrik irritabilitesi iyiydi, ancak hem üst hem alt ekstremitelerin kasları tonik tarzda değil, titreyerek kasılıyor; öyle ki elektrot üzerindeki parmaklar bir çeşit vızıltı hissediyordu, 80.
-
*Ellerde ve ayaklarda titreme; hasta bu yüzden yazamıyordu, 17.
-
Ellerde titreme, bazen ayaklarda da, 20.*
-
Ekstremitelerde periyodik titreme, 24.
-
Ekstremitelerde büyük titreme, 18.*
-
Ekstremitelerdeki titreme o kadar şiddetliydi ki artık ellerini kullanamıyor ve tek başına bir yüksekliğe çıkamıyordu; ancak güçlükle konuşabiliyor, bazen de yiyeceği ağzına hiç götüremiyordu ve titreme nedeniyle yatakta bile rahatsız oluyordu; yine de bu durum hiçbir zaman konvülsiyon derecesine varmıyordu; hafif şeyleri ellerinde tutamıyordu, çünkü şiddetli titreme onları elinden fırlatıyordu; buna karşılık ağır eşyaları taşıyabiliyordu, 18.
-
Bütün ekstremitelerde, özellikle üstlerde aşırı titreme; giderek artarak, yardım olmaksızın çalışamaz, yiyemez, içemez ya da tabii ihtiyaçlarını gideremez hale gelene kadar ilerledi, 1.
-
Bir kadında ekstremitelerde şiddetli tremor vardı, 24.
-
Bacaklar orta derecede, kollar ise şiddetle titriyordu; her işte bir çocuk gibi yardım görmek zorundaydı. Yürümede öylesine güçlük vardı ki, kendini öne eğerek ayakta tutmaya çalışsa bile, sanki dıştan bir kuvvet etkisiyle olmuş gibi sık sık sırtüstü yere düşüyordu, 1. [540.]
-
Her iki elini de bir an bile sabit tutması bütünüyle imkansızdı; kaslar erimiş ve incelmişti ve sürekli spazmodik etkinlik halindeydi; kendi kendini besleyebilmesi ancak en büyük güçlükle mümkün oluyordu; bu durum bacaklarda o kadar ağır değildi; çok yavaş ve sallantılı bir yürüyüşle yürüyordu; bununla birlikte, merdiven korkuluğuna baştan sona tutunarak yardımsız yukarı çıkmayı sürdürüyordu; yatakta ise hareketleri çoğu kez yatağı sarsmaya yetecek kadar fazlaydı, 64.
-
Hastanın muzdarip olduğu başlıca durum, bazen bu vakalarda tarif edildiği gibi, yaşlı felçli kişilerde görülen sürekli bir ekstremite tremoru ve başın ileri geri sallanması değil; kaslar üzerinde istem eylemi uygulandığı anda ortaya çıkan, ekstremitelerin hızlı bir tür konvülsif çalkalanmasıydı; bu, ekstremiteleri iradenin yönelttiği yön dışında bütün yönlere hızla hareket ettiriyordu. Bu nedenle sandalyesinde sakin ve neredeyse hareketsiz oturabiliyordu, fakat ayağa kalkıp yürümeye teşebbüs ettiği anda, bacakları sanki istemi dışında dans etmeye başlıyor ve onu yeniden sandalyesine çökmeye ya da yere yıkılmaya mecbur edecek kadar şiddetli, çok hızlı ve düzensiz hareketler yapıyordu. Kolları da onları kullanmaya teşebbüs ettiğinde buna biraz benzer hareketler yapıyordu; öyle ki ağzına hiçbir şey götüremiyor ve içmeye çalıştığı herhangi bir kaptaki en küçük miktardaki sıvı bile derhal etrafa saçılıyordu. Bu nedenle bir çocuk gibi beslenmek zorundaydı. Bu spazmodik titremeler, zihnini sarsan ya da herhangi bir kaygıya yol açan her durumda büyük ölçüde artıyordu (birinci vaka), 51.
-
Tedaviyi bıraktıktan yaklaşık on beş gün sonra, iyileştiklerini düşündükleri sırada, ekstremite kaslarında jaktitasyon tarzında seğirmelere yakalandılar, 47a.
-
Ekstremitelerde ani seğirmeler; öyle ki güçlükle yürüyebiliyor ya da yiyebiliyordu; düşme korkusu onu yatakta kalmaya sevk etti, 18.
-
Sol kol dışında ekstremitelerde paralizi; daha sonra kolda hareket geri döndü, ancak alt ekstremitelerde dönmedi, 37.
-
Ekstremitelerde güçsüzlük, 18.*
-
Bütün ekstremitelerde ağrılı bitkinlik (ikinci gün), 58, 59, 60.
-
Sübjektif.
-
Kolların ve bacakların sık sık uyuşması, özellikle geceleri, 21.
-
Ekstremitelerde pusluluk ve felç hissi, 18.
-
Ekstremitelerde alışılmadık ağırlık hissi, 28.* [550.]
-
Ekstremitelerde ağırlık ve pusluluk hissi, 21.
-
Ekstremitelerde ağırlık hissi, özellikle de çok uyuklama hali; bilhassa gece, 21.
-
Kollarda ve bacaklarda ağrılar, 21.
-
Ön kollarda ve bacaklarda ağrılar, 18.
-
Eklemlerde, özellikle el bilekleri, dirsekler, dizler ve ayak bileklerinde hafif ağrı, 43.
-
Ekstremitelerde şiddetli ağrı ve tremor, 66.
-
Bir ay boyunca ekstremitelerde inatçı ve yoğun ağrı, 73.
-
Eklemlerde künt ağrılar, 28.
-
Ekstremitelerde sızlayıcı ağrıların geri gelmesi (ikinci gün), 81. [560.]
-
Ekstremitelerde, özellikle kollarda yırtıcı ağrılar, 18.
-
Ellerde ve ayaklarda ağrılı yırtılmalar; gece daha kötü, 28.
-
Kollarda ve bacaklarda, romatizma benzeri şiddetli yırtıcı ağrılar; yatakta artıyor, öyle ki sık sık yatağı terk etmek zorunda kalıyordu, 18.
Üst Ekstremiteler
-
Objektif.
-
Kollarda titreme, 78.
-
Alışılmışın dışında derecede yorucu bir günlük çalışmanın ardından, aniden parmaklarda kramplara yakalandı; bunu kısa süre sonra her iki üst ekstremitede sarsılma ve titrek hareket izledi. Başlangıçta hafifti, fakat giderek çok sıkıntı verici olacak kadar arttı. Kaslardaki bu sarsıntılı hareket uyku sırasında bile sürdü ve kendi ifadesiyle kemirici bir ağrı eşlik etti (iki hafta sonra). Belirtiler daha da genelleşti; alt ekstremiteler bir önceki akşam etkilenmişti, öyle ki gerçekte bütün beden sürekli hareket hâlinde görünüyordu. Günün ilerleyen saatlerinde sağ kol kaslarındaki titrek hareket azaldı, ancak uzuvlar neredeyse felçli kaldı (üç hafta sonra), 67.
-
Sol üst ekstremite üzerindeki kontrolün tamamen kaybı; bütün uzuvlar az ya da çok etkilenmişti, 79.
-
Sol kol kaldırılamaz; önkol güçlükle hareket ettirilir, el daha kolay, parmaklar ise bütünüyle esnektir; sağ kol da benzer biçimde, ancak daha hafif derecede etkilenmiştir; sağ el çeneye kadar kaldırılabilir, 55.
-
Sağ üst ekstremitede titremeyle birlikte parezi, 21.
-
Sübjektif.
-
Zaman zaman sol kolda duyu bozukluğu, 79. [570.]
-
Kollarda romatizmal ağrılar, 18.
-
Sol kolda romatizmal ağrılar, 18.
-
Kollarda ve ellerde çekici ağrılar, 37.
-
Sol kolda koparıcı ağrılar, 21.
-
Kol kaslarında belirgin ağrılı hassasiyet, 64.
-
Sol kolun dış yüzünde periost ağrısı; uyanınca ve sonrasında sol bileğe ve önkola yer değiştirir (ikinci sabah), 81.
-
Önkol.
-
Hastalar önkolun ekstansör kaslarında kramplara ve felce yatkındır, 76. [Bununla kurşun zehirlenmesi arasındaki ayırıcı tanıda önemli bir nokta; çünkü ikincisinde özellikle etkilenen kaslar fleksör kaslardır.]
-
Sol önkolun fleksör kaslarında ağrılar (iki saat on beş dakika sonra), 81.
-
Sol önkol boyunca periost ağrısı; sonra sağ önkol boyunca; sonra sağ dirsekte; sonra omurga boyunca; şiddeti değişerek, (yirmi dakika sonra), 81.
-
Her iki önkolun radial tarafında sürekli, yineleyen, uzun süren konvülsif hareket; başparmak ile işaret parmağının fleksiyonuna yol açar, 55. [580.]
-
İlk belirti önkolda güçsüzlük ve dirseklerde ağrıydı, 53.
-
Bilek.
-
Bilekler önkol ile dik açı yapacak şekilde kalıcı olarak fleksiyondadır, ancak kolayca doğrultulabilir, 55.
-
Sol bilekte ve el sırtında akut ağrı; ardından karaciğer bölgesi üzerinde subakut ağrı gelir (ikinci gün), 81.
-
El.
-
Kendilerinden elleriyle bir şey yapmaları istendiği anda, istemli hareketi kararlı biçimde yerine getirecek şekilde ellerini yönlendirme güçlerinin olmadığı belirginleşirdi; bu yüzden, kendilerine uzatılan kitabı ya da kâğıdı tutmak yerine, onu ani spazmodik sıçramalarla yakalamaya çalışırlardı; sonunda kâğıdı kavradıklarında ise el içinde buruşturulurdu, 49.
-
Ellerde, büyük güçsüzlükle birlikte, herhangi bir şeyi tutmayı imkânsız kılan titreme, 34.
-
Ellerde titreme; başlangıçta yaklaşık çeyrek saat sürüp geçerken, sonradan gittikçe daha sık olur ve daha uzun sürer, 79.
-
Eller öyle titriyordu ki güçlükle çalışabiliyordu, 1.
-
Ellerin sürekli titremesi; hasta onları bir an bile hareketsiz tutamaz ve her hareket bununla engellenir, 80.
-
Ellerin istemsiz titremesi, 80. [590.]
-
Kendi kendine ne yemek yiyebiliyor ne de giyinebiliyordu, 77.
-
Bir bardak suyu ağza dökmeden götüremiyordu; ne yiyecek ne de içecek alabiliyor, bir çocuk gibi beslenmesi gerekiyordu, 2a.
-
Öylesine paralitikti ki, iki eliyle birlikte, yarım dolu bir şarap kadehini bile ağzına dökmeden götüremiyordu, 2.
-
Ellerde ve parmaklarda sık istemsiz seğirmeler; konvülsiyonlar her türlü eforla büyük ölçüde şiddetlenir, 79.
-
Ellerde hafif bir kuvvet kaybı; çeşitli zamanlarda ortaya çıkar ve genellikle sert alkollü içkilerin kullanılmasıyla hafiflerdi, 16.
-
İçkiye düşkündü; bu durumda olduğunda, ayıkken yapamadığı halde, bardağını dökmeden tutabildiğini fark etmişti, 10.
-
Parmaklar.
-
Tırnaklar mavi, 28.
-
Parmaklarda titreme, 18.
-
Sol elin parmakları kalıcı olarak kontrakte oldu, 79.
-
Parmaklarda soğukluk ve uyuşukluk hissi, 80.
ALT EKSTREMİTELER. [600.]
-
Alt ekstremitelerde belirgin ödem (döküntü kaybolurken), 12.
-
Alt ekstremite venlerinde genişleme, 21.
-
Bacaklarda, ülsersiz varisler, 18.
-
Safen veni başparmak kalınlığında, 21.
-
Bacaklarda, ancak güçlükle ayakta durup yürüyebileceği kadar titreme; ellerde, ağzına hiçbir şey götüremeyeceği kadar titreme; ve dilde titreme, 31.
-
Alt üyelerin hareketleri doğal, ancak yavaştı; kalça ekleminin hareketleri güçtü, 55.
-
Yürürken adımlar düzensiz ve tereddütlü (daha genç olanında), 56.
-
Yürüyüşü tereddütlü ve güçtü, 77.
-
Alt ekstremitelerde dikkat çekici ağırlık; bu nedenle yürüyüş dengesizdi; bunu ellerde ve giderek bütün vücutta titremeler izledi, 37. [610.]
-
Sendeler tarzda yürüyüş, 6.
-
Cıvalı titremelerden mustarip hastaların yürüyüşü, tabes dorsalisli hastalarınkine çok benzerdi, 33.
-
Dengeli biçimde ayakta duramama, 49.
-
Bacaklarda, ancak güçlükle ayakta durabileceği kadar büyük güçsüzlük, 18.*
-
Sandalyesine bağlı kalır; bir adım bile yürüyemez, 10.
-
Sağ bacakta patlayacakmış hissi; bunu periostal karıncalanma izler (birkaç dakika sonra), 82.
-
Bacaklarındaki her kas titriyor olmasına rağmen, bu bölgelerdeki şiddetli krampları hafifletmek için onları sık sık sandalyelerin üzerine uzatmak zorunda kalıyorlardı, 47a.
-
Sol tibianın ön yüzünde periostal ağrı (ikinci sabah), 81.
-
Zaman zaman dizlerde ağrı, 18.
-
Her iki ayağın tabanları içe ve yukarı dönüktür; musculus tibialis anticus tendonu rijit ve belirgindir; bu kontraksiyon kalıcıdır ve ağrısızdır, 55. [620.]
-
Ayak parmaklarında karıncalanma (sol ayak), (birkaç dakika sonra), 82.
GENEL SEMPTOMLAR
-
Objektif.
-
Zayıflamış ve kaşektik durumdaydı ve yaşından önce ihtiyarlamış görünüyordu, 7, 4.
-
Belirgin zayıflama (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Aşırı zayıflama, 18.
-
Vücut erimişti, 15.
-
Kaşektik durum, 5.
-
İşçilerin çocuklarının cıva zehirlenmesinden etkilendikleri kesindir; gerçi bu, giysilerle taşınan zehirden de olabilir, 23.
-
Bir kadın işçinin bir çocuğu kötü beslenmişti ve bir yaşındayken hiç dişi yoktu, 23. [630.]
-
İşçilerin çocukları soluk, kaşektik ve skrofulöz idiler; buna karşılık aynı yerde, ayna sırlama işinde çalışmayanların çocukları genellikle sağlıklıydı, 20.
-
İşçilerin çocukları çok sık skrofula, raşitizm ve tüberkülozdan etkilenir, 39.
-
Çocuğunda raşitizm vardı, 21.
-
Merkürializmi sırasında doğan bir kızı çok küçüktü, ancak üç yaşında yürümeyi öğrendi ve boyu hiçbir zaman dört feet'ten fazla olmadı; omurgada kifoskolyotik eğrilik vardı, baş göğse doğru ve biraz da sola çekilmişti; kas ve kemik gelişimi çok kusurluydu, 18.
-
Bu işçinin, kendisi gibi fabrikada çalışan ilk karısından dört çocuğu olmuştu; hepsi hastalıklıydı; bir oğlu her iki ayağın kangreninden öldü; öteki üç çocukla karısı veremden öldü; ikinci karısı ve ondan olan çocuklar da veremden öldü; üçüncü karısının çocukları ise, onun işte çalışmaya başlamasından sonra doğan biri dışında, sağlıklıydı; üç karısının hepsi veremden öldü; ilk karının çocuklarından biri otuz bir, ikincisi on iki, üçüncüsü ise üç ya da dört yaşındaydı, 21.
-
İşçilerden birinin bir yaşındaki çocuğunda kollarda titreme, orta derecede stomatit ve ptyalizm vardı; çocuk soluktu, ama iyi beslenmişti, hatta tombuldu ve zekiydi, 23.
-
Ölümcül verem, 43.
-
Sağlıklı olan ve üç sağlıklı çocuğu bulunan bir kadın tüberkülozdan öldü, 18.
-
Kloroz ve amenore; çarpıntı, güçsüzlük, iştahsızlık, 18.
-
Kloroz; yüz derisi ve mukozalar soluk, ceset gibi beyaz; gözler yaşlı; nabız küçük ve hızlı; şiddetli susuzluk, çarpıntı, dispne, baş ve midede ağrılar, alt ekstremitelerde ödem, genel güçsüzlük, çökkün ruh hali, karotislerde üfürüm sesleri, 35. [640.]
-
Özellikle tibia üzerinde, daha seyrek olarak üst kolda ya da başta exostozlar; bunlara özellikle geceleri, yatağın sıcaklığında ve soğuk nemli havada, gök gürültülü fırtınalarda vb. artan periost şişliği ve hassasiyeti eşlik ederdi, 20.
-
Periostit ve sonrasında nekroz, 19.
-
Kemiklerde çürük, nekroz veya exostoz bulunan beş yüz hasta arasında, bunun cıva işçileri arasında görüldüğüne dair bilinen hiçbir olgu yoktur, 18.
-
Frengi işçiler arasında son derece nadirdi, 20.
-
Frengi, cıva işçileri arasında son derece nadirdi; özellikle de cinsel arzunun genellikle artmış olması bunu dikkat çekici kılıyordu; fabrikaların bulunduğu Fourth'ta çalışan ve frengililer arasında geniş pratiği olan birkaç hekim, işçiler arasında tek bir frengi olgusunu dahi hatırlayamıyordu, 39.
-
Frengi son derece seyrektir; ancak Brüksel'de Prof. Thiery tarafından tedavi edilen bir olgu vardı; cıva zehirlenmesi, tremor, salivasyon vb. bulunan bir erkekte inguinal bezlerde şişlikle birlikte indüre bir şankr vardı, fakat gözlem altında kaldığı süre boyunca başka hiçbir konstitüsyonel frengi belirtisi geliştirmedi; otuz yıl içinde Erlangen'de iki yüzden fazla kişi ve Fourth'ta bunun dört ya da beş katı kadar kişi konstitüsyonel cıva zehiri nedeniyle tedavi edilmiştir; ve bu olgularda Cıva'nın sonucu olarak cinsel arzu artmış olmasına ve kuşkusuz ilişkilerinde seçici olmamalarına rağmen, zira aralarında Cıva'nın kendilerini frengiden koruduğuna dair inanç evrenseldir, hiçbir olgunun ortaya çıktığı bilinmemektedir. Cazenave işçiler arasında hiçbir zaman sekonder belirtiler görmemiştir, 18.
-
İşçiler arasında, öteki insanlar kadar perhizkâr olmamalarına rağmen, hiçbir frengi olgusunun meydana geldiği bilinmemiştir, 25.
-
Çürük, frenginin hiç ya da pek seyrek etkilediği kemik ve eklemleri tutar; cıva ile çalışan beş yüz altmış işçi arasında, frenginin özellikle tuttuğu saçlı deri, tibia, klavikula veya sternumda tek bir çürük olgusu yoktu, 19.
-
Sistem ilacın denetimi altına girdiğini göstermeye başladığında çeşitli belirtiler ortaya çıkar; bazen bunlar hafif niteliktedir, bazen de çok şiddetlidir; ağız bazen konstitüsyonel etkilenmeyi ilk gösteren yer olur, fakat bu çoğu zaman nabzın bir derece hızlanması, bir derece ateşli uyarılma hali ve çeşitli sinirsel etkilenmelerle önceden haber verilir. Ptyalizm çok önceden bir uyarı olmaksızın aniden yerleşirse, sistemin uyarılabilirliği çok daha büyük olur ve genel konstitüsyonel bozukluk ortaya çıkar; ağızdaki ağrı bütün bedende bir irritabiliteye neden olur; yağlı dokunun belirgin emilimiyle birlikte vücutta ileri derecede incelme hızla görünür hale gelir ve en yapılı kişi bile genellikle ince ve zayıf olur; çeşitli organların boşaltıları görünüş bakımından, çoğu kez de koku bakımından değişir; barsak boşaltımları daha parlak sarı olur, idrar daha koyu renk alır; deride, merkürializasyon için tam anlamıyla diagnostik olan çok tuhaf bir kötü koku ile kendini gösteren özel bir durum gelişir; bunu dille tam olarak anlatmak imkânsızdır. Bu koku, Dover tozunun terletici etkisinden sonra bedenden çıkan kokudan ya da bazı döküntülü ateşlerden sonra veya zihinsel bozukluk sırasında ortaya çıkan kokudan belirgin biçimde farklıdır; bu, bazen ptyalizm sona erdikten sonra da süren kendine özgü bir özelliktir. Etki ağız üzerinde çok şiddetli olduğunda, herhangi bir gıdanın alınmasının doğurduğu ıstırap, bazen hiç azalmamış olan iştahın giderilmesini önlemeye yeter; fakat ptyalizm tamamen kesildiğinde iştah öyle obur bir nitelik kazanır ki hiçbir şey onu doyuruyor görünmez; sonra beslenme yeniden başlar, yakın zamanda olağan yağ miktarını kaybetmiş olan bedenin çeşitli bölümlerine iyi sindirilmiş salgıların yeniden depolanması çok hızlı olur ve beden kısa sürede daha önce sahip olduğundan bile daha büyük bir hacim kazanır; çoğu kez sağlık düzeyi de öncekinden daha sağlam biçimde yerleşir; ama durum her zaman böyle değildir; bazı kişiler büyük bir düşkünlük halinde kalır ve normal koşullarda hafif sayılacak her sarsıntıya açık olur. Bazen yerel hastalık bir süre sürmüş ve hatta son derece ileri bir dereceye ulaşmış olur; dil ülserasyonları, alveoler çıkıntının eksfoliasyonları, 41.
-
İlk belirti, sekiz gün bol miktarda süren ve işi bıraktıktan sonra kesilen inatçı diyareydi; bir buçuk yıl sonra iştahsızlık ve diyare ile birlikte tremorlar ortaya çıktı, bunu saçların dökülmesi izledi; işi bırakıp banyolar kullandıktan sonra tremorlar dört haftada kayboldu ve saçlar yeniden çıktı; işe döndükten sonra, dişlerini her gün kömürle ovmasına rağmen dişleri grileşmeye başladı; daha sonra güçsüzlük, vertigo, ağır rüyalarla huzursuz uyku, hafıza kaybı, alum ile tedavi ettiği ağız yakınmaları ve dişlerde artan çürüme başladı; bir süre sonra tremorlar yeniden ortaya çıktı ve yavaş yavaş kötüleşti; baş ağrısı ve uyuklama hali de aynı şekilde arttı; daha sonra çarpıntı ve bazen öyle şiddetli olan hıçkırık gelişti ki birkaç kişi tarafından tutulması gerekti; işten ayrıldıktan sonra daha iyi oldu, fakat tremorlar tamamen geçmedi ve özellikle her türlü can sıkıntısı ya da başka duygusal heyecanla ağırlaşıyordu; dişetleri biraz atrofik olup dişlerden çekilmişti; dişler grimsi kahverengi renkteydi; damağın kubbesi ve küçük dil bakır rengindeydi; ekstremitelerde ve dilde hafif tremorlar vardı, özellikle konuşmada fark ediliyordu; sağ posterior servikal bez şişmişti; her iki üst kolda romatizmal ağrılar vardı; geceleri aşırı terleme ve kolay üşüme mevcuttu; hastanın iki çocuğu olmuştu, ilki dört hafta erken doğmuştu; çocuk zayıftı ve bir buçuk yaşında öldü, 22. [650.]
-
Bir gün iyileşmekte olduğu sırada onunla karşılaştım; ansızın çok etkilendi, sendeledi, güçlükle, güçlükle konuşabildi ve neredeyse yere düşüyordu; nabız 120, küçük; solunum hızlı, şiddetli titreme ile birlikteydi; yarım saat sakin kaldıktan sonra titreme kayboldu ve konuşabildi; nabız 80; uzuvlarda büyük güçsüzlükten ve özellikle geceleri nefes darlığından yakındı, 18.
-
Nefes ve bütün beden kötü kokuyordu, 17.
-
Bütün hareketlerde kendine özgü bir acelecilik, 18.
-
Başın ve ellerin istemsiz hareketleri, 80.
-
Kollar ve özellikle eller, yatay durumda tutulduklarında kısa sürede sürekli seğirici bir harekete atılırlar. Bu iradeden bağımsızdır ve hasta bunu durduramadığı gibi, bastırmaya çalıştığında daha da sıklaşır; hafif duygusal sarsıntı da aynı etkiyi yapar. Bütün el işleri, incelik gerektiren bütün kavrama hareketleri neredeyse imkânsızdır; masada duran bir iğneyi bile güçlükle alabilir. Alt ekstremiteler de benzer biçimde etkilenmiştir; güçlükle ayakta durabilir; yürüme zor ve sendeleyicidir; her an bir yere tutunması gerekir (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Genel tremorlar, 18.
-
Genel istemsiz tremor, 47a.
-
Merküriyel tremorlar, genellikle iradenin denetimi altında olan kasları etkiler; öyle ki kişi kendi hareketlerinin efendisi olamaz; etkilenen kaslar normal elektriksel irritabilite gösterir, fakat iradeye yanıt veremezler; yanıt vermeye çalışıldığında kaslar aşırı derecede titremeye ve seğirmeye başlar; istenen hareket gerçekleşmeden önce sık sık korede olduğu gibi her türlü hareketi yaparlar ya da bazen komşu kas gruplarını da tutan şiddetli konvülsif hareketlerden etkilenirler; bu kaslar hafif nesnelerden çok ağır nesneleri tutabilir; örneğin bıçak ya da çatal kullanılamaz, çünkü elde seğirip dışarı fırlarlar, buna karşılık ağır bir cisim uzun süre sağlam biçimde tutulabilir; önce eller ve kollar etkilenir, sonra alt ekstremiteler, baş ise daha geç ve yalnızca şiddetli olgularda etkilenir; bedenin genel titremesi konuşmadaki kekelemeyle dönüşümlü görünür; bazen konuşma çok kekeme ve anlaşılmaz olurken bedenin geri kalanı etkilenmez; başka zamanlarda tüm beden aşırı şekilde titrer, seğirir, buna karşılık konuşma titrek ve kesintili olmakla beraber anlaşılabilir durumdadır; bazen bedenin bir yarısı ötekinden daha çok etkilenir; bazen hastalar yürüyemez, içemez, yiyemez, giyinemez, soyunamaz, anlaşılır biçimde konuşamaz, hatta artiküle tek bir ses bile çıkaramazlar; bazen hastalar tabes dorsalis hastaları gibi güçlükle de olsa merdiven inip çıkabilir, fakat yiyip içemezler; bazılarında ise bu durum tersinedir; bazıları su ağza ulaşmadan döküldüğü için yardım almadan içemez, buna karşılık kollarını destekleyerek yiyeceği ağza götürebilirler; bir hasta içmeye kalkıştığında her seferinde birkaç kişi tarafından tutulmak zorundaydı; bazen çiğneme mutlak olarak imkânsızdır; konvülsif biçimde, hastaların konvülsiyonlarla yataktan fırlamamalarını önlemek için yatağa bağlanmaları gerekir. Bazen tremorlar, şiddeti ve süresi değişen paroksismler halinde ortaya çıkar; bu paroksismler duygusal heyecan, bedensel efor ile tetiklenir ve bazen de saptanabilir bir neden olmadan gelişir. Bazen paroksismler sıtma nöbetinin şiddetli sarsıntılarını andırır. Bir olguda şu dikkate değer belirtiler görüldü: bütün beden bir o yana bir bu yana savruluyordu; buna karşılık her kas ve her kas grubu durmadan çalışıyor gibiydi; baş omuzlar üzerinde yuvarlanıyor, öne arkaya ve sağa sola seğiriyordu; göz kapakları açılıp kapanıyor, göz küreleri sağa sola dönüyordu; burun kanatları ve ağız köşeleri seğiriyor, yüzü grimasa uğruyordu; çene öne arkaya hareket ediyor; üst ve alt ekstremiteler bütünüyle ve her kas tek tek sarsılıyordu; konvülsiyonlar o kadar şiddetliydi ki birkaç güçlü adam bile hastayı tutamıyordu; onu bir o yana bir bu yana savuruyor ya da yataktan dışarı atıyordu. Başka bir olguda hasta, kekeleme ile birlikte genel tremorlardan yakınıyordu; bunlar bazen en şiddetli konvülsiyonlara kadar varıyor, bu sırada yüksek sesle çığlık atıyor ve bağlanması gerekiyordu; ancak bilinç tamamen kaybolmuyordu; paroksismler akşamları daha kötü görünüyordu ve yalnızca çok şiddetli olgularda titreme uyku sırasında da sürüyordu; tremorlar genellikle uykuyu engeller ya da hasta uykuya dalar dalmaz bir konvülsif sarsıntı onu uyandırır ve titreme yeniden başlardı (tetanik spazmlar hiç gözlenmemiştir), 18. [660.]
-
Paralitik tremor ve düşkünlük nedeniyle bütünüyle çalışamaz hale gelmişti, 51.
-
Yalnız uzuvlarda değil, tüm bedende ve dil çıkarıldığında dilde de titreme vardı; konuşma kekeler gibiydi, 33.
-
Genel konvülsif tremorlar; otururken bile kolları ve başı titriyordu; konuşma titrekti; dil çıkarıldığında titriyordu; bedenin bütün kasları yavaş yavaş etkilenmiş ve hepsi sürekli hareket haline gelmişti; baş, kollar vb. bir an bile durmuyordu; göz kapakları kore varmış gibi seğiriyordu; yüz kaslarında sürekli çekilmeler vardı; bazen bir an için bedenin sağ yarısında daha şiddetli titremeler olup, bir ya da birkaç kas grubunu etkileyen klonik konvülsiyonlara kadar varıyordu ve örneğin pectoralis majorun bazı lifleri zaman zaman şiddetli sarsıntılarla tutuluyordu; konuşma güç, kekemeydi; yalnız kısa heceler söyleyebiliyordu; bunları telaffuz etmek de sık sık imkânsızdı; hasta öylesine güçsüz ve sersemlemişti ki yataktan kalkamıyordu, 18.
-
Uzuvlar yalpalıyor ve adam, genç olmasına rağmen, ileri yaştaki biri gibi hareket ediyordu.
Sıvıyı ağzına götüremiyordu; bunun nedeni titremelerin şiddeti ve sürekliliğiydi. Bütün bedenin titremesi öyle şiddetliydi ki neredeyse bir banyonun içinden dışarı fırlayacaktı; suyun büyük kısmı küvetin yanlarından dışarı sıçrıyor ve gerçekten dışarı atılmasını önlemek için iki adamın gücü gerekiyordu, 15.
-
Ellerde başlayıp kısa sürede genelleşen tremor, 43.
-
Önce ellerde, sonra ekstremitelerde ve giderek tüm bedende titreme, 37.
-
Bu, yedi yıl önce olan ilkinden sonra üçüncü tremor atağıydı. Şimdi başın da uzuvlarla birlikte tutulduğu genel tremordan etkilenmişti ve kolları öylesine sarsılıyordu ki akşam yemeğini kesemiyordu. Başlangıçta en çok geceleri titrerdi. Ruh hali bu atak nedeniyle son derece çökmüştü. Özellikle hava değişimlerinde zaman zaman korkunç derecede sinirli hissediyordu, 72.
-
İlk hissedilen belirtiler alışılmadık bir sinirlilik ve ellerde titreme idi; ayrıca ayakta dururken de tremor vardı; bu hızla arttı ve kendini besleyemez hale geldi. Onu ilk gördüğümde, birkaç ay öncesine göre son derece daha sakin olduğunu söyledi, ancak yine de her yanında tremor ve konuşma güçlüğü vardı; üstelik hastalıkları hakkında ne kadar çok sorgulanırsa o kadar çok ajite oluyor, sonunda ayakta duramaz, kendi kendine yardım edemez ya da konuşamaz hale geliyordu, 48.
-
Konuşmanın kekelemesi ile birlikte genel tremorlar; zaman zaman en şiddetli konvülsiyonlar; bu sırada hasta neredeyse hiçbir zaman bilincini tamamen kaybetmezdi; beden ve uzuvların sıkıca bağlanmasıyla rahatlıyordu, 37.
-
Üst ekstremitelerde karıncalanma, çekici ağrı ve pamuksu bir his, ardından önce üstte, sonra alt ekstremitelerde ve sonunda bütün istemli kaslarda tremor; öyle ki ne ayakta durabiliyor, ne yürüyebiliyor, ne konuşabiliyor, ne de çiğneyebiliyordu; bu titreme her türlü istemli hareket girişimiyle ve duygusal heyecanla ağırlaşıyordu, 68. [670.]
-
Genel tremor. Neredeyse bütün hareket aygıtı, görünüşte kasların dönüşümlü gevşemesi ve kasılmasıyla oluşan düzenli ve spazmodik titreşimlerle sarsılıyordu. Titreme üst uzuvlarda alt uzuvlardan, sol tarafta da sağdan daha belirgindi. Hasta bazı hareketlere giriştiğinde, özellikle tonik nitelikli olanlarda, daha kötüleşiyor; bu hareketler de doğruluk ve istemli çaba gerektirdikleri ölçüde daha düzensiz hale geliyordu. Yürüme zor ve tereddütlüydü. Yardımsız yemek yeme ve giyinme, hele hele a fortiori okunaklı yazı yazmak, imkânsızdı. Anormal kas faaliyeti konuşma organlarına da uzanıyor, aceleci ve belirsiz bir konuşma biçimine neden oluyordu; bu ise yine de kekemelik derecesine varmıyordu, 74.
-
Tremor esas olarak uzuvları, özellikle uylukları, bacakları ve önkolları etkiliyordu. Sırt ve gluteal kaslarla pelvis ve omuz kasları daha az etkilenmişti; üst karın, ön göğüs ve yüz kasları ise hiç etkilenmemişti, 47a.
-
Çok sayıdaki konvülsif titreme ataklarından biri sırasında, dokunduğu her şeyi kırmaya yatkındı ve bacaklarının hareketleri öylesine düzensizdi ki aşağı inerken bazen birden iki ya da üç basamak atlamak zorunda kalıyordu; bundan kaçınmak için geri geri ve elleri üzerinde emeklemeyi alışkanlık edinmişti; sıvıyı ağzına daha kolay ulaştırmak için kaptan içerdi ve ayrıca bardağın çenesinin spazmodik kenetlenmesiyle kırılacağı için, 43.
-
Tremorlar her zaman parmaklarda başlıyor, giderek şiddetleniyor ve sonunda bütün beden tutulana kadar yayılıyordu, 34.
-
Ağız köşelerinde, dilde ve ellerde titreme, 23.
-
Boyun ve ellerde tremor, 6.
-
Ellerde, özellikle bir şeyi tutmaya çalışırken başlayan tremorlar; giderek artar, dizleri ve seyrek olarak boynu da tutardı, 30.
-
Ekstremitelerde ve başta titreme, 43.
-
Tremorlar önce parmakları ve kolları, sonra dizleri, ekstremiteleri ve dili tutar, 31.
-
Ellerin ve dilin titremesi, 18. [680.]
-
Ellerde öyle bir tremor vardı ki hiçbir şey kaldıramıyor, yiyemiyor ya da yazamıyordu; boyun ve alt ekstremitelerde belirgin tremor, 69.
-
Titreme nedeniyle yazamaz, çizemez, çalışamaz, hatta yardım almadan yiyip içemez hale gelmişti, 1.
-
Her şeyde bir çocuk gibi yardım edilmesi gerekiyordu, 1.
-
Tremorlar yüzünden yardım almadan içemiyordu, 18.
-
O kadar kötü titriyordu ki hiçbir iş yapamıyor ve yukarı merdiven çıkarken düşme tehlikesi çok büyük oluyordu; beslenmesi, giydirilmesi ve başka her bakımdan bir çocuk gibi yardım edilmesi gerekiyordu; üç ay dışarı çıkamadı; hava ısınınca da sokaklarda yürümekten çok emeklemeye başladı, 1.
-
Ani tremorlar, 18.
-
Tremorlar ansızın ve beklenmedik biçimde ortaya çıkıyor, korkunç konvülsiyonlara kadar varıyordu; sıkı bir şey tutmazsa onu yataktan fırlatıyordu; beslenmesi gerekiyordu; konuşma bütünüyle kaybolmuştu, 18.
-
Atak bazen aniden, bazen yavaş yavaş başlar; kollarda ve uzuvlarda dengesizlik ve sarsılma ile birlikte olup yürümeyi, konuşmayı ya da çiğnemeyi engeller; çünkü tremorlar sıklaşır, neredeyse sürekli olabilir; her hareket sıçramalar halinde yapılır; iş sürdürülürse uykusuzluk, hafıza kaybı ve ölüm sahneyi sonlandırır; bütün bedende kendine özgü kahverengimsi bir ton ve kuru deri genellikle hastalığa eşlik eder. İlk atakta St. Vitus dansı ile, daha sonraki dönemlerinde delirium tremens ile karıştırılabilir, 52.
-
Çok şiddetli tremorlar, 21.
-
Şiddetli tremorlar, öyle ki uzanmak zorunda kalıyordu, 18. [690.]
-
Ellerin, ayakların ve başın seğirmeleriyle birlikte şiddetli tremorlar (madenlerde yaşayan sıçan ve fareler de insanlar gibi tremor ve konvülsiyonlardan etkileniyordu), 27.
-
Zaman zaman yiyecek almayı ya da çalışmayı imkânsız kılan şiddetli tremor, 18.
-
Şiddetli titreme; önce ellerde, sonra tüm bedende. Sürekli spazmla sarsılıyordu; konuşamıyor, elini ağzına götürmeye çalıştığında kendine çarpıyordu; beslenmesi gerekiyordu, 10.
-
Çok şiddetli tremor; özellikle her türlü heyecanda artıyor ve konuşmayı engelliyordu, 18.
-
Öylesine şiddetli genel titreme vardı ki dokuz ay yatağa bağımlı kaldı; bir yangın alarmı onu yataktan korkuyla fırlattığında anlık bir güç kazanmış oldu, 1.
-
Vertigo olmaksızın, konuşmayı güçleştirecek ve onu yatağa mahkûm edecek kadar şiddetli, ani bir tremor atağı, 18.
-
Konuşamama, yiyecek alamama vb. ile birlikte korkunç tremorlar; buna uyuklama hali, sersemlik, vertigo, irkilerek doğrulma, şiddetli baş ağrısı, hafızada büyük güçsüzlük, büyük anksiyete, göğüste sıkışma, kulaklarda uğultu, gözler önünde titreşimler, göz kürelerinin sürekli hareketi ve uzuvlarda bükülmeler eşlik eder, 18.
-
Anlaşılmaz konuşma, yürüyememe ve şiddetli vertigo ataklarıyla birlikte korkunç konvülsif tremorlar; tremorlar uykuyu engelliyordu, 18.
-
Titreme başlangıçta uzun aralıklarla geliyordu; fakat sonunda beş gün süren ateşli bir ataktan sonra sürekli hale geldi ve o kadar kötüleşti ki ne konuşabiliyor, ne çalışabiliyor, ne de yiyebiliyordu, 1.
-
Neredeyse her gün, çoğu zaman günde birkaç kez, paroksismal tremorlar; genellikle sabah akşamdan daha kötüydü; bu paroksismler işine engel oluyordu; çoğu kez bilinen bir neden olmadan kendiliğinden ortaya çıkıyor, fakat özellikle duygusal heyecandan sonra çok şiddetli oluyordu; bütün beden ve baş şiddetle titriyordu; uzuvları üzerinde güçlükle durabiliyordu; konuşmak zordu; en şiddetli üşüme nöbetini geçiren bir adam gibiydi, yalnız siyanoz yoktu, 18. [700.]
-
Duygusal heyecanla ağırlaşan tremorlar, 37.
-
Tremorlar yıllarca her türlü duygusal heyecanla yinelendi, 18.
-
İstirahat sırasında hasta titremiyordu, fakat en ufak bir duygusal heyecanda, hatta kendisine konuşulduğunda bile, kollarda, bacaklarda ve başta titreme oluyor, oturmak zorunda kalıyor ve nabız hızlanıyordu, 18.
-
Kadınlara neden konuşmadıkları sorulduğunda, hemen istisnasız ziyaretin onları korkuttuğunu söylediler; heyecan titremeye yol açıyor gibiydi, 23.
-
Tremor sürekli değildi, fakat özellikle şaşkınlık ya da korkunun etkisi altındayken fark edilirdi, 4.
-
İstemli harekete yönelik her girişim tremorları artırıyordu, 37.
-
İstemli kasları çalıştırmaya yönelik her girişimde tremorlar ortaya çıkıyordu, 53.
-
Genel olarak, herhangi bir iradi eylemi yerine getirmeye kalkışmadığı sürece kaslar ajite olmazdı, fakat herhangi bir harekete teşebbüs edildiğinde tremorlar ve çırpınmalar ortaya çıkardı, 54.
-
Uzun süre ayakta durduktan ya da yürüdükten sonra titreme; istirahat sırasında kaybolur, 18.
-
Tremorlar istirahatte değil, herhangi bir kas gücü harcama girişiminde ortaya çıkıyordu; boyun ve yüz hariç; tremorlar kaslar çalıştırıldığı sürece devam ediyor, o sırada harekette olmayan kas gruplarına da yayılıyordu; böylece uzatılan el titriyordu; özellikle parmakları germede ve kolun tekrarlanan pronasyon ve supinasyonunda bütün beden titriyordu; dışarı çıkarılan dil çok şiddetli titriyordu. Bütün kaslar galvanik akıma tam yanıt veriyordu, 38. [710.]
-
Yürürken ve ayakta dururken titreme o kadar belirgin değildir, fakat hasta gözlerini kapatır kapatmaz çok daha kötüleşir; o zaman ayaklarda bile fark edilir, 80.
-
Baş ve omurga kaslarında tremor; öyle ki genel tremorlar nedeniyle düşme tehlikesi olmadan ne ayakta durabiliyor ne de sandalyede oturabiliyordu; tremorlar yalnız yatakta uyurken kesiliyordu, 28.
-
Salivasyondan yakınanlarda nadiren tremor olurdu, 2a.
-
Şiddetli genel konvülsiyonlarla dönüşümlü tremorlar, 37.
-
Bütün ömrü boyunca süren titrek felç, 65.
-
Bedenin tüm kaslarında şiddetli spazmodik ağrılarla başlayan genel klonik spazmlar; paroksism o kadar şiddetli ve o kadar çok hezeyanla birlikteydi ki hasta deliler koğuşuna yatırıldı; bir yıl sonra benzer ikinci bir atak oldu; bilinç hiçbir zaman kaybolmadı, dil hiçbir zaman ısırılmadı; ataklardan önce vertigo ve başta konfüzyon vardı, 79.
-
Şiddetli spazmodik etkilenme. Baş, kollar ve parmaklarda, özellikle sol tarafta, hızlı, konvülsif, sarsıntılı hareketler birbirini izliyordu. Ağız köşeleri geri çekilmiş, kaşlar seğiriyor, baş sürekli geriye atılıyor, fakat ajitasyon kolları pek kaldırmıyordu. Burun delikleri spazmodik olarak genişliyordu. Sternomastoid, trapez, skalenler, diyafram ve karın kasları da benzer biçimde etkilenmişti. Kasılmaları kısa, hızlı ve ağrılıydı. Diyafram spazmlarına eşlik eden sürekli hıçkırık ve dilin sarsıntılı hareketi nedeniyle konuşması kesik ve belirsizdi. Bazen spazmlardan bütünüyle kurtuluyordu, fakat ne zaman kas sisteminin herhangi bir bölümüne iradesini yöneltse hemen etkileniyordu. Ayağını yerden kaldırmaya çalıştığında ayağı titriyor ve tümüyle güçsüz ve işe yaramaz biçimde düşüyordu. Dudaklarına bir kap götürmeye kalkıştığında genellikle hedefi aşıyor, kabı kulağına, burnuna ya da alnına doğru taşıyor ve içindekini yüzüne ya da boynuna döküyordu; bu yüzden koğuştaki hastalar arasında onun ağzına giden yolu bilmediği sık söylenirdi. Fakat bir kap başkası tarafından dudaklarına götürülürse kolayca yutabiliyordu. Ani bir soğuk hava akımı, deriye soğuk bir elin değmesi ya da herhangi birinin koğuşa aniden girmesi spazm atağını başlatıyordu. Sol elin ve sol tarafın kasları sağdakilerden çok daha fazla etkilenmişti. Birkaç gün sonra sol taraftaki spazmlar sürdü, fakat çok daha hafifti. Sağ taraftaki saf istemli kasların spazmları kesilirken, o taraftaki solunum kaslarında spazmlar devam etti, 16.
-
Özellikle elleri tutan, düzensiz ve giderek artan spazmodik faaliyet; eller neredeyse sürekli hareket halindeydi; sol el en çok konvülsiyon gösterendi ve kendisine konuşulur konuşulmaz konvülsif faaliyet artıyordu. Herhangi bir istemli çaba göstermeye kalkıştığında, örneğin bir şeyi tutmak istediğinde, el kısa ama şiddetli konvülsif atımlarla her yöne fırlıyordu. Tamamen rahatsız edilmeden yattığında hareket çoğu kez bir süre için duruyordu; ayrıca aceleci, konvülsif ve belirsiz bir artikülasyon biçimi de vardı, 50.
-
Korkunç konvülsif spazmlar; konuşamama ya da yataktan çıkamama, büyük anksiyete ve kulaklarda uğultu ile birlikte, 18.
-
Hepsi, er ya da geç, paralitik hale gelir ve hektik durumda ölürdü, 2.
-
Apopleksi belirtileriyle öldü; bir yanı ve dili felçli idi, 7.
-
Bedensel ve zihinsel güçlerdeki çöküş durmaksızın ilerledi, 17.
-
Cıva hastalığı sırasında doğan bir çocuk zayıftı, annede süt olmadığı için beslenmesi gerekiyordu ve yedi hafta sonra öldü; bu kadın daha sonra on bir doğum yaptı, fakat yalnız beş çocuğu yaşadı, 18.
-
Büyük güçsüzlük, 21.
-
Felce yaklaşan genel güçsüzlük, 66.
-
Başlangıçta sol, daha sonra sağ kolu tutan genel güçsüzlük, bitkinlik ve çok hızlı artan genel tremorlar vardı; öyle ki yatakta kalmak zorunda kaldı; bunu sağ kolda üç gün süren şiddetli ağrılar ve kramplar, ardından tam felç izledi; bu güçsüzlük nedeniyle hasta yatakta tutuldu; buna büyük zihinsel güçsüzlük, halüsinasyonlar, deliryum, afoni ve neredeyse tam körlük ile saç dökülmesi eşlik ediyordu; aklı yavaş yavaş ve derece derece yerine geldi ve sağ kolu eski gücünün bir kısmını yeniden kazandı, fakat hiçbir zaman güçlü olmadı; birkaç yıl sonra kol zayıflamıştı ve zaman zaman şiddetli tremorlardan etkileniyordu; duyarlılık bütünüyle keskindi; en hafif dokunma ya da iğne batması anında hissediliyor ve refleks hareketle izleniyordu; kaslar elektrik uyaranına kusursuz yanıt veriyordu, 18.
-
Ani güçsüzlük ve titreme atakları, 2a.
-
İlerleyici güçsüzlük; sonunda hasta artık yürüyemez hale gelir, 30. [730.]
-
Güçsüzlük giderek arttı; odanın içinde tek başına yürüyemez hale geldi; sürekli yatakta kalmak zorundaydı, 18.
-
Düşkünlük; önce alt uzuvlarda, sonra kollar ve ellerde, ardından genelleşerek; kısa süre sonra gözle görülür tremor eklendi (on sekiz yıl sonra), 70.
-
Çok düşkünlük, 13.
-
Kuvvetten düşmüş, 49.
-
Genel tükenme, 18.
-
Kollaps; dişeti şişmesi, kötü kokulu nefes, hıçkırık, agripni, idrar retansiyonu ile birlikte, 78.
-
Bazıları bütün gün oturmak ya da yatmak zorundaydı; ayağa kalkmaya çalıştıklarında yere düşüyorlardı, 2a.
-
Bazen, birkaç yıl sonra, sağ hipokondriyak bölgede kendine özgü sıkıntı verici bir duygunun eşlik ettiği baygınlık nöbetleri; bu sırada bilincini tamamen kaybetmiyordu, 18.
-
Bir günde üç baygınlık nöbeti; birincisi yere bir şey düşmesinden ürkmesiyle başladı, 18.
-
Huzursuz, yaramaz (küçük olan), 56. [740.]
-
Bütün bedende öyle yaygın bir huzursuzluk vardı ki bir an bile aynı duruşta kalamıyordu, 42.
-
Subjektif.
-
Genel bedensel uyuşukluk, 5.
-
Özellikle parmaklarda uyuşma ve pamuksuluk hissi ile birlikte genel anestezi, 18.
-
Deri duyarlılığı uzuvlarda gövdeden, sağ alt ekstremitede de soldan daha künttü, 55.
-
Dokunma duyusunda azalma, 18.
-
Dokunma duyusu küntleşti, 24.
-
Genel olarak sıkıntı verici bir uyarılmışlık hali, 43.
-
Çok kolay irkiliyor, 18.
-
Önemsiz nedenlerle ürküp telaşa kapılıyor (bir olgu), 51.
-
Genel olarak büyük bir düşkünlük hissi (bir olgu), 51. [750.]
-
Etkilenen kısımlarda ağrılılık, 57.
-
Etkilenen bütün kısımlar ağrılı (dokuz gün sonra), 59.
-
Etkilenen bütün kısımlar çok ağrılı (sekiz gün sonra), 60.
-
Başta ve bağırsaklarda ağrı, 42.
-
Uzuvlarda ve belde çok ağrı (bir olgu), 51.
-
Her yerde şiddetli ağrı; geceleri daha kötü, 47a.
-
Gezici ağrılar, 75.
-
Romatizmal yakınmalar, 18.
-
Özellikle omuzlar ve önkollarda romatizmal ağrılar, 18.
-
Kemiklerde çekici ağrılar, 45. [760.]
-
Geceleri başta ve ekstremitelerde çekici ağrılar, 20.
-
Bedenin çeşitli kısımlarında saplanıcı ağrılar ve karıncalanma hissi, 16.
-
Yüzde, başta ve boyunda yırtıcı ağrılar bazen stomatite eşlik ederdi, 33.
-
Gençler yaşlılardan daha kolay etkilenir, 18.
DERİ
-
Deride topraksı renk (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Deri soluk, yumuşak, 30.
-
Deri soluk, kuru, 21.
-
Ellerinin arka yüzündeki deri ince ve parlaktı, 21.
-
Öylesine cıva ile doluydu ki, ağzına bir parça pirinç koyunca ya da onu parmakları arasında ovalayınca, sanki üzerine cıva sürmüş gibi hemen gümüş beyazına dönüyordu, 2.
-
Her iki bacağın kalınlaşmış epidermisinde çok belirgin deskuamasyon; pullar oldukça kırmızıdır; bunların altında deri koyu-kırmızı, pigmentli bir görünüm alır; daha önce bacaklarda çok sayıda küçük ülser olmuş, bunu bu deskuamasyon izlemiştir, 21. [770.]
-
Taze yaralar çok yavaş iyileşti, 20.
-
Döküntüler, Kuru.
-
Papüler döküntü, 76.
-
Önce boğazda ve yüzde başlayıp bu bölgelerden tüm vücuda yayılan, roseolayı andıran ateşli eruptif ekzantem (diğer semptomların ortaya çıkışından beş ya da altı gün sonra); altı gün içinde hiçbir iz bırakmadan kayboldu, 73.
-
Tüm vücutta papüllü ekzantem, gece kemik ağrılarıyla birlikte, 19.
-
Maküler, papüler, hatta skuamlı döküntüler; özellikle yaşlılarda sonuncusu (göğüste, sırtta ve saçlı deride); döküntüler çoğu kez aniden ortaya çıkar, birkaç hafta sürer, sonra kaybolur ve ardından yeniden dönerdi, 20.
-
Tüm vücutta lekeler halinde psoriazis, 18. [Bu durum, salivasyon oluşuncaya kadar gri merhemle etkisiz biçimde tedavi edildi; avuç içleri ve ayak tabanları döküntüden muaftı.]
-
Genitaller ve uyluklarda, ayrıca göğüs ve karında lekeler halinde ürtiker; iki gün sürdü, 26.
-
Parmaklar arasında kaşıntı ve kızarıklık, ayrıca yüzde ve özellikle dirseğin iç tarafında şişlik; bedensel duyumlarda bir miktar değişiklik ve tiksinti hissi ile birlikte. Bir keresinde bana bir köylü bir mektup getirdi; bunu, bitleri yok etmek için cıvalı merhem sürdüğü iç çamaşırının hemen yanında, koynunda taşımıştı. Daha mektubu çıkarır çıkarmaz elimde tavuk yumurtasından büyük bir şişlik belirdi ve yüzüm kabarıp kızardı ve kaşınmaya başladı, 3.
-
Döküntüler, Nemli.
-
Bu, üzerinde veziküllerin oluştuğu ve ince, berrak bir sıvı akıttığı bir eritemdir. Veziküller çabucak açılır; sonra içerikleri kurur ve kızarıklık bir hafta ya da on gün kalır. (Bu açıkça lokal bir hastalıktır ve gerçek bir egzama değildir), 71.*
-
Kasıklar ve uyluklar çok kaşıntılı ve ağrılı, uyluklarda döküntü ile birlikte (on gün sonra). Uylukların her tarafında çok bol kırmızı döküntü ve yaygın eritem. Döküntü deriden hafif kabarık ve dokununca biraz pürtüklü. Oldukça genel olarak alt ekstremitelere yayıldı; kollarda ve ellerde de belirmişti. Bazı yerlerde küçük veziküller vardı (on iki gün sonra). Eritem kollara yayıldı ve döküntü vücudun büyük kısmında görüldü. Ayrıca özellikle uylukların iç yüzünden, kasıklardan ve bitişik kısımlardan seröz, sarımsı bir sıvı sızdı; bu sıvı kuruduğunda çamaşırını sertleştiriyordu (on dört gün sonra). Birkaç gün içinde eritem bütün deriye yayıldı; deri her yerde çok ağrılı, biraz şiş ve son derece rahatsız edici derecede kaşıntılıydı; buna kutikulanın belirgin deskuamasyonu eşlik ediyordu. Eksüdasyon daha genel, daha sık ve daha bol hale geldi; kendisinden çıkan koku kendine özgü ve çok ağırdı. Kutikula büyük parçalar halinde dökülmeye başladı. Akıntıya son derece nahoş ve kendine özgü bir koku eşlik ediyordu. Gövde ve ekstremiteler, özellikle ayaklar, belirgin derecede şişti (yirmi iki gün sonra), Eksüdasyon şimdiye kadar olduğundan daha genel ve daha boldu; çok kaşıntı eşlik ediyordu. Akıntıdan gelen koku daha da ağırdı (yirmi üç gün sonra). Sabah uyandığında yüzdeki şişlik gözlerini neredeyse kapatacak kadar fazlaydı. Kutikula, özellikle ellerinden, oldukça büyük parçalar halinde dökülüyordu. Ayaklar daha da şişti ve daha koyu kırmızı bir renk aldı (yirmi dört gün sonra). Eritem hâlâ neredeyse geneldi; ağrı ve kaşıntı çok sıkıntı vericiydi; eksüdasyon çok boldu ve kötü koku son derece ağırdı. Dudaklar ve göz kapakları daha çok şişti; tarslar ve gözler belirgin biçimde iltihaplandı (yirmi beş gün sonra). Göğsün ön kısmında, karında ve ekstremitelerde olan eksüdasyon bugün yüzünden de gelmeye başladı; yüzü daha şişti ve omuzlarından ve sırtından belirgin deskuamasyon vardı (yirmi altı gün sonra). Göğüsten bol eksüdasyon. Yüzde belirgin deskuamasyon (yirmi yedi gün sonra). Eksüdasyon çok geneldi. Deskuamasyon saçlı deriye yayılmaya başladı (yirmi sekiz gün sonra). Sırt çok kaşıntılıydı; bu, her zamanki gibi eksüdasyonlardan önce oluyordu; ancak bunlar birkaç gündür biraz daha seyrek olmuştu; yine de derisi çok ağrılı kalıyordu, kötü koku çok güçlüydü ve kutikulanın büyük parçaları dökülüyordu (otuz gün sonra). Kutikulanın soyulduğu birçok yerde biraz şişlik vardı. Yeni oluşan kutikula gece çatladı ve bunu belirgin bir eksüdasyon izledi (otuz iki gün sonra). Eksüdasyon azaldı; ama deri hâlâ çok ağrılıydı ve ayaklar ile eller çok şişti (otuz dört gün sonra). Eksüdasyon yeniden daha bol oldu (otuz altı gün sonra). Eksüdasyon çok boldu (otuz sekiz gün sonra). Ellerdeki şişlik hemen hemen geçmişti; ayaklardaki sürüyordu ve yeni oluşan kutikula alt ekstremitelerden oldukça büyük parçalar halinde dökülüyordu (otuz dokuz gün sonra).
-
Eksüdasyon çok azaldı (kırk dört gün sonra). Başın arka kısmı dışında eksüdasyon neredeyse geçti; ama deri hâlâ kaşıntılı ve çok ağrılıydı, özellikle hareket ettiğinde; sanki eti parça parça çatlıyormuş gibi hissediyordu (kırk yedi gün sonra). Deri daha ağrılıydı (kırk sekiz gün sonra). Son iki gündür biraz eksüdasyon vardı; gece huzursuz geçti (elli gün sonra). Bugün deride ağrı ve kaşıntı daha azdı, ama biraz eksüdasyon vardı (elli bir gün sonra). Yüzde biraz kızarma ve gövde ile ekstremitelerde artmış kızarıklık. Çeşitli yerlerden biraz eksüdasyon vardı (elli iki gün sonra). Gövde ve ekstremitelerde kızarıklık; ağrı ve kaşıntı azalmıştı. Eksüdasyon daha geneldi ve ellerinden pürülan madde akıyordu (elli dört gün sonra). Eksüdasyon başlıca sırttandı (elli altı gün sonra). Derinin durumu hâlâ belirgin huzursuzluğa yol açıyordu; başın arka kısmından biraz eksüdasyon vardı ve oradan saç dökülüyordu (elli yedi gün sonra). Biri sternuma doğru sol memede, diğeri aynı tarafın lomber bölgesinde olmak üzere iki küçük tümör; sıvı içeriyor gibiydiler ve derinin geri kalanından daha koyu renkteydiler, ama çok az ağrılıydılar (elli dokuz gün sonra). Deri çok daha iyiydi, kaşıntı çok daha az rahatsız ediyordu ve koku çok daha az ağırdı (altmış gün sonra). Ayaklar çok hassastı (seksen üç gün sonra). Ayak tabanları haftalarca öylesine hassas kaldı ki, diğer bakımlardan tamamen iyileştikten çok sonra bile neredeyse üzerine basamıyordu, 13. [780.]
-
Tüm vücut yüzeyi sıcak ve kaşıntılıydı; deri örtülerinde şişlik ve iltihap vardı; en belirgin olanı yüzde ve göz kapaklarındaydı. Bu semptomlardan önce ve bunlarla birlikte dönüşümlü üşüme ve sıcak basması nöbetleri, halsizlik, güçten düşme, iştahsızlık, susuzluk ve uykusuzluk vardı. On dört gün bu durumda kaldı; sonra bütün kutikula üzerinde, özellikle kolların iç yüzünde, uyluklarda ve bacaklarda kızıl bir döküntü ortaya çıktı; buna, en çok kasıklar ve uyluklardan gelen bir eksüdasyon ve hoş olmayan bir koku eşlik etti. Birkaç gün içinde döküntü kuruyup beyazlaştı; daha sonra kutikula soyuldu ve alttaki deri çok kaşıntılı ve hassas kaldı; yeni deri de öncekisiyle aynı şekilde etkilendi, 12.
-
Karın, göğüs ve üst ekstremitelerde çok sayıda büyük sudamina döküntüsü. İlk ortaya çıkanlar, yarım çizgiden iki çizgiye kadar değişen çapta, kırmızı areolalı, yuvarlak, saydam veziküller şeklindeydi. Bunlar, karın üzerindekiler dışında berrak bir sıvıyla doluydu; karındakilerde sıvı hafif bulanıktı. Alt çenenin altında, bu veziküllerden bazılarının deskuamasyonunun yol açtığı epidermis parçacıkları vardı. Üçüncü günde sudaminaların birçoğu kurumuştu ve yenileri ortaya çıkmıştı; göğüs ve karının bazı kısımlarında, kabarıklıkların birleşmesine bağlı olarak deskuamasyon yamalar halinde oldu. Altıncı günde daha çok yeni sudamina vardı; sekizinci günde, ölümden otuz altı saat sonra bile, çoğu hâlâ görülebiliyordu; saydam bir sıvı içeriyorlardı ve her bakımdan öncekilere benziyorlardı, 55.
-
Önkolun erizipeli; bacakların erizipeli, 18.
-
Sırtta, iğne başı büyüklüğünde veziküller şeklinde görülen, şiddetli kaşıntılı egzama, 18.
-
Ayağın sırtında egzama, 18.
-
Herpes oris, 18.
-
Cıvaya bağlı yaralar zorunlu olarak yuvarlak ya da oval biçimde değildir; ayrıca sınırları da düzenli değildir; tersine, bu bakımlardan değişkenlik gösterir ve yayıldıkça farklı şekiller alırlar; kenarları çoğu kez iyice düzensiz, gevşek ve alttan oyulmuştur ve çevreleri sık sık, yeni oluşmuş bir sikatrisinkine benzeyen ince, saydam bir kutikula ile belirlenmiştir; bu kutikula onları bütünüyle çevreler ve gümüşümsü beyaz bir görünüm verir; tabanları sert değildir; yüzeyleri de zührevi ülserlere bu kadar karakteristik olan inatla yapışık lenfle örtülü değildir; tersine, cıvalı ülserin yüzeyi her türlü şekil ve görünümü gösterebilir; bir noktada nekrotik görünümlü, başka bir noktada derin çökük ve hızla ülserleşen, üçüncü bir yerde aşırı granülasyonlu ve dördüncü bir yerde iyileşme eğilimi gösteren bir görünüm sunabilir. Ancak cıvalı ülserin en çarpıcı özelliği yayılma eğilimi ve genişleme tarzıdır; genellikle hızla yayılır ve erişebileceği büyüklüğün görünürde bir sınırı yoktur. Aynı kişide her iki kasıkta da elimin büyüklüğünde olanlarını gördüm; herpetik bir karakter aldıklarında ve bir yerde iyileşirken başka bir yerde yayılmayı sürdürdüklerinde, zührevi ülserlerden kolayca ayırt edilirler; sonuncular bunu asla yapmaz. Cıvalı ülserasyon çoğu kez yakın zamanda iyileşmiş bir şankrın sikatrisine saldırır ve böylece yeni bir yara oluşur, 61.
-
Beyazımsı-gri tabanlı birkaç ülser, kolayca kanayan, ve ince bir madde akıtan, 75.*
-
Deride serpijinöz ülserler (birkaç yıl çalıştıktan sonra), 20.*
-
Yüzde, ağız çevresinde ve yanaklarda ekzamatöz bir döküntüden oluşan erüpsiyon; sert ve çok yüzeysel ülserlerle birlikte, 18. [790.]
-
Dudaklarda erizipel ve gangren; şiddetli ateş ve kalınca paslı dil ile birlikte; gangren ilerleyip sağ yanağın bir kısmını da harap etti; ayrıca sağ şakakta gangrenöz bir nokta gelişti; bu odak açıldığında kötü kokulu gaz ve irin boşaldı (hasta, sol akciğerin üst kısmında hepatizasyon ile üç hafta sonra öldü), 63.
-
Ayakta ülser, 19.
-
Dudaklarda, kirli-beyaz renkte, morumsu kenarlı, küçük ve kolay kanayan ülserler, 37.
-
Ekstremitelerde variköz ülserler sıktı; hatta bunlardan tamamen muaf bir işçiye rastlamak istisnaydı, 18.
-
Duyumlar.
-
Karıncalanma, 37.
-
Kollarda ve ellerde pamuksu bir his, 37.
UYKU VE RUYALAR
-
Uykululuk.
-
Sekiz hafta boyunca uykululuk, 18.
-
Büyük anksiyete ile birlikte uykululuk, 18.
-
Büyük uykululuk, fakat uyku çok kesintili ve kötü rüyalarla bozulmuş, 18.
-
Uyuklama hali, 54. [800.]
-
Uyku sırasında yarı uyanık olma, ağır rüyalar ve hayallerle birlikte, 18.
-
Uykusuzluk.
-
Uyku çok kusurlu; sık sık irkilip korkuyla uyanıyor ve aralıksız hoş olmayan rüyalarla rahatsız oluyordu (bir olgu), 51.
-
Uyku kötü, korkunç rüyalarla birlikte, 18.
-
Bozulmuş uyku, 54.
-
Uyku büyük ölçüde bozulmuş, 15.
-
Huzursuz uyku, korkunç rüyalarla birlikte, 33.
-
Uyku kaybı, 47a.
-
Çok az uyku; rüyalar ve kâbuslarla bozulur (otuz sekiz yıl sonra), 70.
-
Uykusuzluk, halüsinasyonlar, ağır rüyalar, kâbus ile birlikte, 18. [810.]
-
Uykusuzluk; ya da uyku sık sık seğirmelerle kesiliyor ve ağır rüyalarla bozuluyordu, 18.
-
Uykusuzluk; uykuya dalarken birinin kendisine seslendiğini sanıyor, korkuyla sıçrayarak kalkıyor ve üşüyordu, 18.
-
İnatçı uykusuzluk; geceler kâbus ve yarı uyanık rüyalarla bozulmuş, 69.
-
Uykusuz gece, 73.
-
Gece uykusuzluğu, özellikle gece yarısından sonra, 36.
-
Hastanın geceleri hiç rahatı yoktu; ayağa kalkıyor, etrafta dolaşmak istiyor, hayaletler görüyordu; üzerine atlayan hayvanlar görüyor, yatakta adamlar olduğunu düşünüyor, canlı şeylerin ağzına ve vajinasına sürünerek girdiğini sanıyordu, 33.
-
Uykuda sıçrayarak uyanma, 21.
-
Rüyalar.
-
Ağır rüyalar, 18.
-
Gece korkunç rüyalar, 18.
ATEŞ
-
Üşüme.
-
Bütün vücut soğuk, 78.
-
Sürekli üşüme; ısıtılmış bir odada ve yatakta bile, 18.
-
Sık sık üşüme ve sıcaklık, 18.
-
Titremeden mustarip olanlar, ısıda azalma olmaksızın, sık sık bir soğukluk hissinden yakınmışlardır; bir kişi, sıcak yaz mevsiminde bile kalın bir palto giyiyordu, 25.*
-
Sıcaklık.
-
Isı artışı, 31.
-
Deri sıcaklığı normal düzeyin üzerinde, 15.
-
Deri sıcak ve kuru, 31.
-
Ateşli ve çok huzursuz (on iki gün sonra), 13.
-
Yaygın eretik ateş veya salivasyon ateşi; hızlı nabız, sıcak ve kuru deri, kızarık dişetleri, şiş dil, salivasyon, iştahsızlık, huzursuzluk, baş ağrısı vb. ile karakterizedir; bu durum, cıvanın zehirli etkileri organizmada sürdüğü müddetçe, haftalar ve hatta aylar boyunca devam edebilir. Bir başka ateş türü de dinamik merküryal ateştir; kuvvette çökme, prekordiyal anksiyete, sık iç çekme, kısmi veya genel titreme, küçük ve hızlı nabız, çökmüş ve kadavra görünüşlü bir yüz ifadesi, bir soğukluk hissi ile karakterizedir; dil nadiren paslıdır; ani ve şiddetli bir efor bazen ölümcül olabilir, 14. [830.]
-
Hektik ateş, 44.
-
Hektik ateş ve phthisis pulmonalis, 30.
-
(Aralıklı ateş, hemen bütün gözlemcilerin bildirdiğine göre, maden ve fabrikaların hemen hepsindeki işçiler arasında çok yaygın görünmektedir; ancak bunun Cıva'ya mı yoksa yerel nedenlere mi bağlı olduğu belirsizdir. T. F. A.), 2a.
-
Salivasyondan kurtulan adamlardan biri günlük nöbetli sıtmadan mustaripti, 62.
-
Ter.
-
*Ter, 17.
-
Geceleyin bol terleme, 21.*
-
Kollaps halinde olmasına rağmen sürekli ter içinde kalmış, 78.
-
Çok bol terleme, 34.
-
Geceleyin bol terleme, 18.*
-
Bol ve kötü kokulu terleme, 18.* [840.]
-
Deri kuru; kolayca deskuame olur, 21.
KOŞULLAR
-
Kötüleşme.
-
( Sabah ), Kalkınca baş ağrısı; sol kolda ağrı; titremeler.
-
( Akşam ), Baş dönmesi; titreme.
-
( Gece ), Halüsinasyonlar vb.; kollarda uyuşma vb.; ekstremitelerde ağırlık vb.; ellerde yırtıcı ağrılar vb.; nefes sıkışması; terlemeler.
-
( Yatakta ), Uzuvlarda yırtıcı ağrılar.
-
( Bira ), Baş ağrısı vb.
-
( Gözleri kapama ), Titremeler.
-
( Yemek yeme ), Geğirmeler; hıçkırık; kusma; midede basınç.
-
( Duygusal sarsıntı ), Bütün semptomlar, 49; titreme.
-
( Efor ), Ellerde seğirmeler.
-
( Hava değişimi ), Sinirsel yakınmalar.
-
İyileşme.
-
( Şarap sarhoşluğu ), Titreme.
-
( İstirahat ), Titreme.
-
( Sert alkollü içkiler ), Ellerde güç kaybı.
EK: MERCURIUS. Kaynaklar.
84 , Dr. Goolden, Lancet, 1853 (2), s. 231, bir gümüşleme işçisindeki etkiler; 85 , H. J. Franks, ibid. s. 317, aynı olgu; 86 , Dr. H. Jackson, Med. Times and Gaz., 1877 (1), s. 641, çinko levhaları Cıva ile amalgamlamakla çalışan bir erkekteki etkiler; 87 , T. Pratt, M.D., Hahn. Month., cilt xiii, 1878, s. 472, baş nezlesinin ikinci evresindeki şiddetli bir olguda, her üç saatte bir 3 1/10th trit. tozu reçete etti.
-
Dördüncü tozu aldıktan sonra onu görmem için çağrıldım; bana kataral semptomların çok düzeldiğini, fakat o sırada sağ tarafta, dental sinirden kaynaklanan ve yüzün yan tarafı boyunca yukarıya yayılan son derece şiddetli bir fasiyal nevralji yaşadığını bildirdi. Bunu ilk olarak ikinci dozu aldıktan sonra hissetmiş; son iki dozun her birinden hemen sonra kötüleşme belirgin ve yoğun olmuştu; öyle ki bir doz daha alamayacağını hissediyordu. İlacı kestim ve yakınma kısa sürede yatıştı, 87.
-
Çürük olan dişleri gevşemektedir; dişetlerinin kenarında, aşırı epitel salgısından kaynaklanan beyaz bir çizgi vardır; felce yaklaşan büyük titremeler ve konuşmada kekemeliği andıran bir kararsızlık vardır. Son iki yıl içinde iki stone ağırlık kaybetmiştir. Dil, sinirsel düşkünlükten dolayı dalgalıdır ve gece terlemelerinden yakınır; belleği oldukça zayıflamaktadır ve iştahı kötüdür, 85.
-
Soluk, güçsüz ve kaygılı görünümlü; nabız yavaş ama düzenli; dil paslı; dişlerin çoğu yeşilimsi siyah ve çürüktür; deri genel olarak kuru ve soğuktur. Hiç yürüyemiyor, güçlükle konuşabiliyordu; hareket etmeye kalktığında ya da kendisine bir soru sorulduğunda, bütün bedeni son derece aşırı konvülsif hareketlere tutuluyordu, 84.
-
Yaşına göre yaşlı gösterir; zayıf ve soluktur; sarımtıraktır, ancak aşırı derecede değil. Alt dişetleri boyunca hafif bir mavi çizgi vardır. Dişler, alt kesiciler; çivi biçimli, üstleri yassılaşmış, ortaları kahverengi, mine her yerde yetersizdir. Hepsi kırık parçalı ve çürüktür. Zihinsel durum bozuktur. Hastalığının öyküsünü veremez. Bununla ilgili her soruya yalnızca, "Cıva," diye yanıt verir. Üzerine gidildiğinde, "Ondan çok fazla şey bekleniyor," der ve hıçkırarak ağlamaya başlar. En ufak heyecanda ağlar. Yaşını on yıllık bir doğruluk payı içinde bile hatırlayamaz. Konuşması çok peltektir; kelimeleri uzatarak çıkarır, ama çoğu kez onları tamamlayamaz. Bir süre konuştuktan sonra artikülasyon giderek daha belirsiz hâle gelir; görünüşe göre bu, kaslar üzerindeki kontrol kusurundandır. Titremeler; konuşmadığında yüzü sakindir, fakat konuşmaya başlar başlamaz bütün yüz kasları titremeye başlar. Ağzını açması söylendiğinde çiğneme kaslarında belirgin titreme olur. Dil dışarı çıkarıldığında çok şiddetle titrer; nistagmus yoktur. Hareketle sağ üst ekstremitenin tamamında kaba titreme ortaya çıkar. Alt ekstremiteler: Bir mili oldukça iyi yürüyebilir, ama daha fazlasını yapamaz. Ayakta dururken ya da yürürken bacaklarda titreme yoktur. Gözleri kapatıldığında sendeleyip düşecek hâle gelir; engellenmese düşer. Bir sandalyede otururken sağ bacağını yerden kaldırması söylendiğinde, bütün ekstremitede kaba titreme olur, 86.