Aloe
By James Tyler Kent — Homeopatik Materia Medika Üzerine Dersler
Genellikler: Aloe, Aesculus gibi, venlerde vücudun her yanında tutukluk ve doluluk yapan kendine özgü bir dolgunluk gösterir; fakat en büyük bozukluk portal sistem venlerindedir; karaciğer bölgesinde büyük doluluk, ayrıca karında, rektumda ve bağırsaklarda doluluk vardır.
Buna hemoroid eşlik eder. Nux vomica'daki gibi hastayı dışkılamaya zorlayan karın ağrıları vardır; göbek çevresinde kesici, kramp tarzında ağrılar görülür.
Göbek çevresindeki ağrılar rektuma doğru saplanarak iner; bıçak gibi kesicidir. Dizanterik ve ishal tarzında rahatsızlıklar vardır. İshal nöbetlerinde ince, sarı, kötü kokulu, deriyi tahriş eden gaita fışkırır; ateş gibi yakar ve anüs ağrılıdır.
Gaita: Gaitayı güçlükle tutar; dikkati sfinkterden bir an ayırmaya cesaret edemez, çünkü ayırır ayırmaz gaita kaçacaktır. En ufak miktarda gazı bile bırakamaz, çünkü onunla birlikte bir dışkı boşalması olur.
Aloe ishaliyle birlikte karın gazla distandüdür; bu doluluk ve gerginlik hissi yapar ve hasta sık sık dışkıya gitmek zorundadır. Küçük çocuklar, yürümeye başladıktan kısa süre sonra, istemsiz olarak halının her yanına küçük sarı mukus ve dışkı damlaları bırakırlar. Anne bazen bu küçükleri cezalandırır; ama buna engel olamazlar, gaitayı tutamazlar, çünkü istemsiz geçer.
Sfinkter üzerinde kontrol eksikliği vardır. Bu durum her zaman ishale özgü değildir; çünkü bazen çocuklar dolaşırken istemsiz olarak küçük, sert, yuvarlak, mermer benzeri dışkı parçaları düşürürler. Gaitanın geçtiğini bile fark etmezler. Rektum çevresinde gevşeme ve anüs protrüzyonu, kanayan basurlarla birlikte vardır. Yediği her lokma onu dışkılamaya zorlar; su içmek de çoğu kez onu dışkıya götürür.
Mevsimi dışında istiridye yedikten sonra ishal. Ders kitaplarında istiridye zehirlenmesi Lyc. altında verildiği için Lycopodium vermeye eğilimli olabilirsiniz. Mevsiminde yenen istiridyenin zehirlenmesi Lyc., mevsimi dışında yenileninki Aloe'dur demenin ne kadar haklı olacağını bilmiyorum; fakat sıcak havada ve üreme mevsiminde istiridyelerde başka hiçbir zamanda görülmeyen şiddetli bir zehirlenme etkisi vardır.
Pek çok insan istiridye yedikten sonra bulantılı olur, şişer, şiddetli şekilde boşalır, birkaç gün boyunca her şeyi kusar.
Şimdi, bu belirti grubu mevcut olduğunda Lycopodium bunu iyileştirir ve istiridyeden hastalanma eğilimini ortadan kaldırır.
Ama hastalananların sıcak mevsimde istiridye yemekten kolera benzeri bir tablo geçirdiklerini fark ederseniz, işte orada remedinin Aloe olduğunu görürsünüz.
İlişkiler: Bu remedi yeterince iyi prove edilmemiştir; bu yüzden önce klinikte kullanıldığı durumlara değindim. Venöz durumu bakımından başka herhangi bir remediden çok Sulphur'a yakındır. Kali bi., Sulphur ve Aloe'yu birlikte, yan yana incelerseniz, bunların mide ve bağırsaklarla olan olağanüstü ilişkisine şaşarsınız.
Zihin
Dikkati çeken az sayıdaki zihinsel belirti arasında şunlar vardır,
"Bir hafta içinde öleceğini biliyordu."
"Hayat bir yüktür."
"Hareket etmeye isteksizdir."
Onu ayırt etmemizi sağlayacak pek az şey ortaya konmuştur; yalnızca birçok remedide ortak olan birkaç özellik verilmiştir.
Aloe hastası ağrının etkisi altındayken son derece heyecanlıdır ve ağrılar genellikle karındadır. Umutsuzluğa sürükleyen kolik benzeri ağrılar, karında gazlı ağrılar vardır; kolik nöbetlerinde son derece huzursuz ve irritabl hale gelir.
Biraz dikkat çekici olan küçük bir belirti şudur: " İnsanlardan nefret eder, herkesi kendinden iter."
Baş
Bağırsak bozukluğu sırasında görülen baş konjesyonu, portal sistemde bulunana benzer bir venöz staz türüdür.
"Alın boyunca baş ağrısı."
"Baş ağrıları sıcakla kötüleşir, soğuk uygulamalarla iyileşir."
Sıcaktan kötüleşme ve soğukla rahatlama Aloe'nun her yanına yayılmıştır.
Serin bir odada bulunmak ister; sıcak ve yüzü kızarmış hisseder; deri çoğu zaman sıcak ve kurudur; gece yatakta üstünün açık olmasını ister; ekstremitelerde yanma, eller sıcak ayaklar soğuk ya da eller soğuk ayaklar sıcak olabilir; bunlar dönüşümlü görülür. Baş sıcak hissedilir ve üzerine serin bir şey ister. Bu ateşten değil, yüzey ısısından ileri gelir.
Deri yüzeyinde sıcaklık hissi, beden yüzeyinde konjesyon ve doluluk hissi; bütün vücutta doluluk ve dolmuş venler vardır. Bu remedide kanamalar yaygındır; burundan, bağırsaklardan, mesaneden venöz sızıntı şeklinde kanamalar; genel olarak kanama. Venler variköz hale gelir ve deri sıcaktır.
Vücudun açıklıklarında çok sıcaklık vardır; gözler, ağız ve boğaz sıcaktır ve yanar. Anüs çevresinde kuruluk, yanma ve tahriş hissi vardır.
Mide ve bağırsaklar: " Yeme ve İçme" başlığı altında şu ifadeyi buluruz: " Akşam yemeğinden hemen sonra karında guruldama."
İshal yokken bile, hatta kabızlık hali varken dahi, yeme ve içmeden bağırsaklarda kolik tarzında ağrılar olur.
Bu remedi, uzun süredir bira içen kişilerin şikayetlerinde yararlıdır. Bira içmekle ortaya çıkan ishal. Her bira içtiklerinde ishal olan kişilerde büyük olasılıkla Aloe belirtilere uyacaktır; ama bazen Kali bi. olacaktır, çünkü bu iki remedi mide ve bağırsak belirtileri bakımından çok benzerdir.
"Mide baskı hissi ile birlikte geğirme."
Burada kapiller ve venöz dolgunluk eğiliminin başka bir örneği vardır. " Kan kusma" ve bağırsaklardan kan.
Karaciğer bölgesinde çok ağrı, yanma, sıcaklık vb. vardır. Çoğunlukla sağ hipokondriumda distansiyon ve doluluk bulursunuz. Belirgin biçimde bir karaciğer remedisidir. Etkisi Sulphur kadar derin değildir.
Sıklıkla Aloe'nun, ardından Sulphur, Sulph. ac., Kali bi. ya da Sepia verilmesi gerektiğinde palyatif olarak işe yaradığını görürsünüz; bunlar Aloe'yu izleyen, onu tamamlayan ve işini bitiren ilaçlardır.
Karaciğer bölgesinde büyük doluluk, distansiyon, saplanıcı ağrılar ve ısı artışı olmaksızın kuru, sıcak, yanan bir deri olduğunda Aloe, bu karaciğer rahatsızlıklarında iyi bir başlangıç yapar.
Ateş ve deri : Aloe'da biraz ateş vardır; fakat derideki bu sıcaklık ve kuruluk hissi ateşsizdir ve psorik hastalarda görülen türdendir. Proving, Aloe'nun herhangi bir derecede döküntü yapıp yapmadığını gösterecek kadar geniş değildir; ama bu kanıtlanabilseydi, onu anti-psorikler arasına yerleştirirdi.
Sulphur gibi derin ve uzun etkili konstitüsyonel bir remedi değildir; yine de Aconite ya da Belladonna kadar kısa etkili de değildir. Şikayetler ancak orta derecede bir hızla ortaya çıkar. Bryonia ile çok iyi ilişkilendirilebilir. Bryonia, yaşam cevherinin içine Sulphur kadar derinlemesine nüfuz etmez.
Doluluk ve distansiyon: Belki de karın durumunun en çarpıcı özelliklerinden biri doluluk, distansiyon ve gurultudur. Karın sanki patlayacak gibidir ve gurultu o kadar fazladır ki odadaki herkes tarafından duyulabilir. Sürekli bir fokurdama halinde devam eder. Gaita, fıçının tapa deliğinden çıkan su gibi, gürültülü bir gurultuyla fokurdayarak dışarı çıkar.
Daha eski yazarların metni bunu püskürür gibi diye anlatır; çünkü gaita çıkarken ona, guruldayan ve patırtılı ses çıkaran çok miktarda gaz eşlik eder. Çok miktarda gaz çıktıktan sonra bile karın hâlâ eskisi kadar distandü görünür. Hiç rahatlama yoktur. Ağrı özellikle karın boyunca, kalçalar çevresinde hissedilir.
Transvers kolonda, ayrıca çıkan ve inen kolonda, karın boydan boya patlayacakmış gibi büyük distansiyon; ağrı, fokurdama, guruldama, ağırlık ve dışa doğru basınç hissi.
"Üst karında, göbek çevresinde bükücü ve kıstırıcı ağrı; hastayı iki büklüm oturmaya zorlar ve bu rahatlatır."
"Karında, sanki ishal olacakmış gibi, güçsüzlük hissi."
Bu güçsüzlük bazen çok fazladır; öyle ki hasta ishalle birlikte yatağa gitmek zorunda kalır ve siz bunu çoğu zaman Podophyllum sanırsınız; bitkinlik öylesine büyüktür. Pod.'da büyük distansiyon, müthiş fışkırma, çok gaz, bağırsaklarda büyük guruldama vardır ve rahatsızlık sabah saat 4'te başlar.
Aloe, yine Sulph. gibidir; sabahın erken saatlerinde ishalle hastayı yataktan kaldırır ve bazen serinletmek için ayaklarını örtünün dışına çıkarır; ayak tabanları yanar ve onları açıkta bırakır. Karında kıstırıcı ağrı, karında güçsüzlük hissi.
"Bütün karında ağrılılık, özellikle yanlarda ve göbeğin her iki yanında."
Karın öylesine hassastır ki rahat bir pozisyon bulamaz.
"Üşütmeden sonra olur gibi, sabah ve akşam tekrar tekrar gelen künt karın ağrısı."
Kadın
Şimdi de kadının durumuyla ilgili olup ishale bağlı olmayan karın belirtileri şunlardır.
"Pubis simfizi ile koksiks kemiği arasına sanki bir tıkaç sıkıştırılmış gibi his"
"Kasıklar ve belde doğum sancısı benzeri ağrılar; ayakta dururken daha kötüdür."
Aloe, uzun süredir mevcut uterus prolapsusunu, bununla birlikte doluluk, vücut yüzeyinde sıcaklık, sabah ishali eğilimi, uterusta aşağı çekilme ve pubis simfizi ile koksiks arasına sıkıştırılmış bir tıkaç hissi bulunduğunda iyileştirmiştir.
Rahmin dışa doğru basıncı bu hissi doğurur. Pelvisin bütün kısımları dışarı itilecekmiş gibi aşağı çekilme vardır.
Vajinada, pelviste huni gibi bir his.
"Dışkıya sıkışma; yalnızca sıcak gaz çıkar, bu rahatlatır; fakat sıkışma kısa sürede geri döner."
Anlatılmak istenen, hastayı dışkıya gitmeye mecbur etmesidir; fakat tuvalete oturduğunda rüzgârdan başka bir şey çıkmaz. Bu ayrıca, bu dertten uzun süredir kronik olarak yakınan, kabızlık çeken, günlerce dışkılamayan; ama kısa aralıklarla ya da gün içinde birkaç kez dışkıya gitmesi gerektiğini hisseden ve sonunda yalnızca az miktarda gaz çıkaran kişilerde de yararlıdır.
Natrum sulph. genellikle bu durumu pek iyi düzeltir.
"Parçalı, sulu gaita."
Bu, Aloe'nun güçlü bir özelliğidir; sert topaklar sulu gaita ile karışıktır; topaklar suyun ya da sıvı dışkının içindedir; mermer ya da koyun dışkısı görünümünde küçük sert topaklar.
Rektum ve gaita: Kabızlıkta gaita mermerler gibi parçalıdır. Bazen bu küçük nodüller, dışkılamaya sıkışma olmadan, uzun süre rektumda kalır ve sonunda bilinçsizce kaçar; giysilerde bulunur. Anüste his tamamen kaybolmuştur, bir anestezi vardır; gaitanın geçişi sırasında hiçbir his yoktur.
Aloe rahatsızlığının büyük kısmı dizanterik karakterdedir; rektum ve kolonun alt kısmında şiddetli inflamatuvar bir durum, kanlı akıntılar ve sarı, jöle benzeri mukus vardır. Bazen Aloe hastası bu kataral, jöle benzeri mukustan büyük miktarlardan başka hiçbir şey çıkarmaz.
Üzüm salkımı gibi oluşan hemoroidler için Aloe'yu unutmayın.
"Anüste kaşıntı ve yanma, uykuyu engeller."
Parmağını anüse sokup oyarcasına kaşımaya mecbur kalır; kaşıntı öylesine şiddetlidir ki hasta onu kendi haline bırakamaz; sanki aklını başından alacak gibidir.
Yalnızca soğuk bir şey uygulamakla rahatlar. Aloe'nun yaygın bir özelliği, merhemlerin yanmayı artırmasıdır. Merhem uygulandıktan sonra ülserlerin çevresindeki deride yanma artar. Sulphur hastası da herhangi bir uygulamaya dayanamaz; ona zehir gibi gelir ve döküntüler çıkarır.
Nerede bir muköz zar iltihaplıysa orada kalın, jöle benzeri bir mukus birikimi oluşur. Ülserleşmiş bir nokta, aftöz bir yama ya da iltihaplı bir yüzey varsa, kalın, jöle benzeri mukus tabakaları bazen neredeyse deri kadar kalın olarak soyulup ayrılabilir. Bazen rektumun alt kısmı bu durumdadır ve hasta topaklı gaitanın jöleye bulanmış olduğunu söyler.
Graphites'teki topaklı gaitalar, sanki pıhtılaşmış yumurta akına gömülmüş gibidir. Bazen Aloe hastası, dışkılamadan önce, rektumun alt kısmını doldurmuş olan kalın, jöle benzeri mukustan bir çay fincanı dolusu çıkarır.
Aloe, bu belirtiyle endike olduğu bir rektum striktürü olgusunu iyileştirmiştir. Striktür, fekal maddenin neredeyse tamamının aşağıya, anüse inmesini önlüyordu; fakat rektum günde üç ya da dört kez doluyor ve hastayı belli miktarda jöle benzeri mukus çıkarmaya zorluyordu.
Geçmeye zorlanabilen dışkı kitleleri ancak bir pipo sapından biraz büyükçe idi. İlaçlarımızın striktürleri iyileştiremeyeceği söylenmiştir; ama bazen striktürleri gerçekten iyileştirirler. Eğer hastayı iyileştirebilirlerse, tabiatın bütün o inflamatuvar dokuyu emip ortadan kaldırması ve kanalın normale dönmesi ne kadar hayranlık vericidir. Bu durum, üretra striktüründe ve rektum striktüründe pek çok kez görülmüştür.